Önsöz
Türkiye:Profil
Giriş
1.Genel
Uygulama Önlemleri
2.Çocuk Tanımı
3.Genel İlkeler
4.Medeni Hak Ve Özgürlükler
5.Aile Ortamı Ve Alternatif Bakım
6.Çocukların Temel Sağlık Ve Refahı
7.Eğitim, Boş Zaman Ve Kültürel Etkinlikler
8.Özel Koruma Önlemleri |
|
6.ÇOCUKLARIN
TEMEL SAĞLIĞI VE REFAHI
1. Yaşam Standartları (Madde 27, paragraf
1-3)
Çocukların bedensel, zihinsel ve sosyal
gelişimine olanak sağlayacak yeterli yaşam standardını
sunabilmek için, sağlık bakım çabaları ile birlikte
bilgilendirici programlar da düzenlenmektedir. Bu
programlar özürlüleri eğitmeyi ve özürlü olmanın risklerini
azaltmayı da amaçlamaktadır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Türkiye’nin heryerine
yayılmış il müdürlükleri aracılığıyla bu alanda aktiftir.
Yaşam standardı ile ilgili Anayasal hükümler aşağıda
belirtildiği gibidir:
Madde 17(1): “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını
koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
Madde 41(2): “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile
özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının
öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli önlemleri
alır, teşkilatı kurar.”
Madde 49(2): “Devlet çalışanların yaşam standardını
yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları
korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye
uygun ekonomik koşulları yaratmak için gerekli önlemleri
alır.”
Madde 59(1): Devlet her yaştaki Türk vatandaşlarının
beden ve ruh sağlığını geliştirecek önlemleri alır,
…”
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, yoksullukla
mücadele kapsamında, Aynî ve Nakdî Sosyal Yardım Yönetmeliği
ile, temel gereksinimlerini karşılayamayan kişilere
mali yardım sağlamaktadır. Sosyal hizmet görevlileri
yardıma muhtaç olanları tesbit edebilmek için gerekli
araştırmayı yaparlar. Yoksulluk içinde yaşayanlara
nakdi ve aynî yardım (yiyecek, giyecek, ilaç, tıbbi
araçlar, yakıt, vb) sağlanır. Nakdi yardım bu tür
kişilere 6 ay, 1 yıl veya 2 yıl süreyle aylık olarak
dağıtılır. Yukarıda anılan yönetmeliğe göre, aylık
sosyal yardım tutarı en yüksek devlet memurunun, ikramiye
tutarı da dahil olmak üzere, maaşının yüzde 20’sine
eşittir.
2.Hayatta Kalma ve Gelişme (Madde
6, paragraf 2)
Çocuklar nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu için,
genel sağlık sistemi içinde, çocuğun yaş grubunun
özel bir önemi vardır.
1993 yılı nüfus sayımı ve Türkiye sağlık araştırması
sonuçlarına göre, kadınların ortalama evlenme yaşı
18’dir. Kadınların yalnızca 62.8’I doğum kontrol yöntemlerini
uygulamaktadır. Toplam doğurganlık oranı 2.7 ve doğum
oranı yüzde 0.23’dür. (Toplam doğurganlık oranında
nüfusun tamamı ve doğum oranında 15-49 yaş grubu dikkate
alınmıştır).
Araştırma bulgularına göre, bir yaşını doldurmadan
ölen çocuk sayısının yüksek olduğu kırsal kesimde
bebek ölüm oranı, kentlerdeki orandan yaklaşık üçte
bir oranında daha fazladır. Kırsal kesimde yaşayan
çocukların dörtte birinin solunum yolu enfeksiyonuna
yakalanma olasılığı kentlerdeki çocuklardan daha yüksektir.
Her yıl yaklaşık 1,358,000 canlı doğumdan yalnızca
yüzde 59.6’sı sağlık kurumlarında gerçekleşmektedir.
Araştırmalar bebek ölüm oranında hızlı bir düşüş eğilimi
göstermekle birlikte, henüz istenen düzeye ulaşılamamıştır.
Yukarıda anılan 1993 yılı araştırma sonuçlarına göre,
ortalama bebek ölüm oranı her bin canlı doğumda 52.6
olup, bu rakamın bazı bölgelerde binde 60’a yükseldiği
görülmektedir. Bebek ölümlerinin binde 29.2’si genellikle
doğumdan sonraki ilk dört hafta ve binde 60.9’u ilk
beş yıl içinde meydana gelmektedir. Bu ölümlerin yüzde
86’sının bir yaşından önce meydana geldiği unutulmamalıdır.
Bebek ölüm vakalarının yaklaşık yüzde 60ı önlenebilir
hastalıklara atfedilmektedir. Çocukları yaşatmak ve
sağlıklarını korumak için uygulanan özel-amaçlı sağlık
programlarının yoğunluğuna rağmen, sistem ve altyapı
yetersizlikleri ve personel değişiminden kaynaklanan
sorunlar istenen sonuçların elde edilmesini engellemektedir.
Halihazırda, 12-23 aylık gruptaki tüm çocukların yüzde
64.7’si yaygınlaştırılmış aşılama programı kapsamında
aşılanmıştır; ancak bu oran ülkenin doğusunda yüzde
40.6’ya düşmektedir. Bu rakamlar, hala çok sayıda
bebeğin önlenebilir hastalıklardan korunamadığını
göstermektedir. Bebek ölümlerinin diğer iki önemli
nedeni ise akut solunum yolu enfeksiyonu ve ishaldir.
Kamu sektörünün toplam sabit yatırımları içinde sağlık
yatırımlarının payı 1995 yılında yüzde 3.3 olmuştur.
3.Özürlü Çocuklar (Madde 23)
Temel Milli Eğitim Kanunu’nun 8/IIIüncü maddesine
göre, özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara eğitim
ve öğretim verme görevi, “özel eğitime ve korunmaya
ihtiyacı olan çocukları eğitmek için özel önlemler
alınır” ifadesiyle Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilatı ve Görevlerine ilişkin
3797 sayılı Kanunda öngörülen Özel Eğitim, Rehberlik
ve Danışmanlık Hizmetleri Biriminin görevleri aşağıda
belirtilmiştir:
a.Özel eğitim okullarında ve sınıflarında, rehberlik
ve araştırma merkezlerinde, meslek okullarında, mesleki
eğitim merkezlerinde, diğer okullarda ve eğitim kurumlarında
kullanılan eğitim yöntemleriyle ilgili tüm görevleri
yerine getirmek ve hizmetleri temin etmek;
b.Okullar ve eğitim kurumları tarafından kullanılan
eğitim ve öğretim programlarını, ders kitaplarını
ve diğer eğitsel malzemeleri hazırlamak.
Ülke çapında özel eğitim ve rehberlik hizmetlerine
duyulan gereksinimin artması sonucunda, bu hizmetlerin
daha etkin ve yaygın biçimde temin edilmesini sağlamak
için, 1983 yılında Özel Eğitimeİhtiyacı Olan Çocuklarla
ilgili 2926 Sayılı Kanun yürürlüğe konmuştur.
Bu Kanunun 13 yıllık uygulanması değerlendirildiğinde,
özel eğitim alanında yapısal değişikliklere ihtiyaç
duyulduğu belirlenmiştir.
Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin, ailelerinin
ve eğitmenlerinin karşılaştığı sorunların üstesinden
gelmek amacıyla, özel eğitime ihtiyacı olanlara verilen
eğitimin mevcut durumu ile bu alandaki son gelişmeler
ve başarılı uygulamalar göz önünde bulundurularak
yeni bir mevzuat hazırlanmıştır. Kamu yatırımları
ile özel yatırımlar ve uygulamalar için olası bir
rehber niteliğinde olan, Özel Eğitimle ilgili 573
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname 6 Haziran 1997 tarihinde
kanunlaştırılmış ve 2926 Sayılı Kanun geçerliliğini
yitirmiştir.
Özel Eğitimleİlgili Kanun Hükmündeki yeni Kararname
mevcut uygulamalarda karşılaşılan sorunların çözümünü
ve mevcut kaynakların daha akılcı biçimde kullanımını
kolaylaştırmıştır.
Özel Sınıflar
Özel Eğitim Kurumları ile ilgili 625 Sayılı Kanun
kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra,
gerçek kişiler ve tüzel kişiler de özel eğitime ihtiyacı
olan çocuklar için özel eğitim okulları ve sınıfları
kurabilirler. Federasyonlar, dernekler ve özel eğitim
merkezleri tarafından yürütülen faaliyetlerle bu kişilere
sunulan eğitim hizmetleri çeşitlendirilmiştir. Özel
eğitime ihtiyacı olanların kesin sayısını belirlemek
için Devletİstatistik Enstitüsü tarafından bir çalışma
başlatılmıştır.
625 Sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu’nda öngörülen
özel sınıflarla ilgili belli başlı maddelerin içeriği
aşağıda yer almaktadır:
Madde 71 – Özel eğitime ihtiyacı olan, resmi ve özel
ilk ve orta öğretim okullarında ve özel eğitim kurumlarında
uygulanan okul programından yeterince yararlanamayan
çocuklar için, bu çocukların yetenekleri, ilgi alanları,
yetersizlikleri ve kabiliyetleri göz önünde bulundurularak
hazırlanmış programlardan yararlanılarak, aşağıda
belirtilen türde özel sınıflar kurulabilir:
a.Görme engelli ve görme özürlü öğrenciler için sınıflar
b.İşitme engelli ve işitme sorunu olan öğrenciler
için sınıflar
c.Yarı-özel sınıflar
d.Üst özel sınıflar
e.Üstün zekalı çocuklar için sınıflar.
Kısmen görme-özürlü ve işitme-engelli çocuklar özel
eğitim veren okullara ve diğer okullara kabul edilirler,
kör veya sağır olan ve çalışmalarında üstün yetenek
sergileyen çocuklar normal okullardaki sınıflara yerleştirilebilir.
Özel Sınıfların Kurulması
Madde 72 – Özel sınıf açılabilmesi için aynışekilde
özürlü en az 10 öğrenci gereklidir. Öğrenci sayısı
10’dan az olduğunda, bu öğrenciler durumlarına ve
kısıtlayıcı özelliklerine bağlı olarak eğitim programındaki
bazı derslerden muaf tutulurlar.
Ek Sınıflar
Madde 74 – Resmi ve özel ilkokullarda,
ortaokullarda, liselerde ve özel okullarda özel eğitime
ihtiyacı olan değişik özürlü gruplardan öğrenciler
olduğunda, ek sınıf açılamaz, bu öğrenciler normal
sınıflara yerleştirilir ve eğitimlerini destekleyecek
ek sınıflara gönderilirler.
Gezici Öğretim
Madde 75 – Sınırlı sayıda özürlü öğrencinin bulunduğu
ve özel sınıfların açılamadığı yerlerde gezici-öğretim
sistemi kurulacaktır.
Bir veya birden fazla özürlü gruba eğitim vermek üzere
eğitilmiş özel öğretmenler özel sınıflarda, yardımcı
dersliklerde ve gezici eğitim programlarında görevlendirilebilirler.
İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 12nci Maddesi, “Zorunlu
ilköğretim yaşında olan, ancak zihinsel, bedensel,
psikolojik veya sosyal açıdan engelli olan çocukların
özel eğitim ve öğretim görmesi hükme bağlanmıştır”şeklinde
bir hüküm içermektedir.
3308 Sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu’nun
39uncu Maddesine göre, “Milli Eğitim Bakanlığı özel
eğitime ihtiyacı olanları iş yaşamındaki mesleklere
hazırlamak için özel mesleki kurslar düzenler. Bu
kursların hazırlanmasında bu kişilerin ilgi alanları,
ihtiyaçları ve yetenekleri göz önünde bulundurulur.
Bu kurslara katılanlar Bu Kanunun çıraklara ve öğrencilere
tanıdığı haklardan yararlanırlar.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu özürlülerle
ilgili aşağıdaki hükümleri içermektedir:
Madde 3/c – “Sosyal hizmet programları uygulanırken,
korunmaya muhtaç çocuklara, muhtaç durumdaki özürlülere
ve muhtaç durumdaki yaşlılara öncelik verilmelidir.”
Madde 4/1 – “Muhtaç durumda olanların, özürlülerin
ve yaşlıların yaşamlarını sağlık, huzur ve güven içinde
sürdürmelerini sağlamak; ihtiyacı olan özürlülere
bakım ve rehabilitasyon hizmetleri sunmak; toplumda
kendi kendine yeterli kişiler haline gelmelerini sağlamak
ve tedavisi mümkün olmayanlara sürekli bakım hizmeti
sağlamak için her türlü önlem alınmalıdır.”
Madde 9 – “Günlük sosyal hizmet kurumu olarak tanımlanan
Aile Danışmanlık ve Rehabilitasyon Merkezi aile içi
uyumu desteklemek, özürlü çocukları okul eğitimine
hazırlamak, kendi kendine yeterli ve muktedir duruma
getirebilmek için, ailelere ve özürlü çocuklara hizmet
verir.”
Madde 9/b – “Vakfın görevi 4üncü Maddede belirtilen
ilkelere uygun olarak, korunmaya, bakıma veya yardıma
ihtiyacı olan çocukları, özürlüleri ve yaşlıları tesbit
etmek, bu kişilerin korunmasını, bakımını, gelişmesini
ve rehabilitasyonunu sağlamak için gerekli hizmetleri
vermek ve 3üncü Maddede tanımlanan sosyal hizmet kurumlarını
kurmak ve işletmektir.”
Madde 25 – “Korunmaya muhtaç okul çağındaki çocukların
eğitim ve öğretimi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı
okullarda ve diğer devlet kurumlarında tamamlanır.”
Çeşitli nedenlerle okula devam edemeyen çocuklar devlete
veya özelşahıslara ait işyerlerinde çalıştırılır,
ücret ve eğitim alırlar. Buşekilde çalıştırılan çocukların
yönetim tarafından belirlenen ücretlerinin bir kısmı
cep harçlığı olarak ödenir. Ücretin geri kalan kısmı
bir sonraki ayın ilk 10 günü içinde, ulusal bir bankada
açılan hesaba çocuk adına yatırılır. Ücretin başlangıç
tarihi ve tutarı yönetim ile işveren arasında yerel
standartlara ve mevcut değerlere uygun olarak belirlenir.
Bu konuyla ilgili ilkeler bir yönetmelikle belirlenir.
Kör, sağır, dilsiz, fiziksel özürlü, zihinsel veya
psikolojik bozukluğu olan çocukların veya benzer bir
kurumda olup, özel eğitim ve korunmaya ihtiyacı olan
çocukların eğitim ve öğretimleri Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından kurulan okullarda tamamlanır.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu Genel Müdürlüğü, Yer Belirleme,İnceleme, Bakım
ve Rehabilitasyon Yönetmeliği aşağıdaki hükümleri
içermektedir:
Madde 1 – Bu Yönetmeliğin amacı özürlü olmaları nedeniyle
alışılmış günlük faaliyetlerle başa çıkamayan kişilerin
yerlerinin belirlenmesi, incelenmesi, kurumsal bakımı,
kendilerine evde yardım edilmesi ve rehabilitasyonu
ile ilgili kural koymak, temin edilecek hizmetlerin
niteliğini, personelin görev ve sorumluluklarını belirlemektir.
Madde 4 – Rehabilitasyon merkezlerince sunulan rekreasyon
ve danışmanlık gibi hizmetler görme özürlü, spastik,
ortopedik özürlü, işitme engelli ve zeka özürlüler
için evde destek olanakları olarak sunulur.
Madde 5 – Engelli kişilerin yerinin belirlenmesinden,
yardım edilmesinden, bakımından ve eğitiminden il
müdürlükleri sorumlu tutulmuştur.
Bu kişileri rapor etme sorumluluğu yerel idari görevlilere,
sağlık kurumlarına, köy muhtarlarına, genel kolluk
kuvvetlerine ve belediye zabıta memurlarına aittir.
Diğer kamu organları ve kuruluşları, vatandaşlar ve
engellilerin akrabaları da bu tür kişileri rapor edebilirler.
Zaruri Tıbbi Hizmetler Kanunu Sağlık Bakanlığını koruyucu
sağlık hizmetlerini temin etmekle görevlendirmiştir.
Hastanelere gönderilen bir genelge ile, özürlülerin
bu tesisleri kullanabilmelerini sağlamak için hastanelerde
tadilat yapılması istenmiştir. Özel Hastanelere ilişkin
Yönetmelikte yapılan bir değişiklikle rampa inşa edilmesi
özel hastaneler için de zorunlu hale getirilmiştir.
Hastane ve kliniklerde engellilere öncelik tanınması
için yeni bir yönetmelik hazırlanmış olup, bu kişiler
için kimlik kartı hazırlama çalışmaları başlamıştır.
Özellikle özürlüleri ilgilendiren, Sağlık Heyeti Raporlarının
standartlaştırılmasına ilişkin bir yönetmeliğin hazırlanması
son aşamaya ulaşmıştır.
Özürlü kişilerin demografik, sosyal, eğitsel ve kültürel
durumlarının Devletİstatistik Enstitüsünce belirlenmesi
için, özürlülerin profilini çıkarmak üzere kullanılacak
soru formunun hazırlanması çalışmaları Sağlık Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün katkılarıyla devam etmektedir.
Sağlık Bakanlığı, (doğumdan başlayarak) 0-6 yaş grubundaki
çocukların özürlü olup olmadığını belirlemek, özürlü
çocukların tedavisini ve rehabilitasyonunu gerçekleştirmek
ve ailelerine rehberlik eğitimi vermek için bir derneğin
işbirliği ile “Erken Müdahale Merkezi” açmıştır. Elde
edilen sonuçlara göre bu faaliyet tüm ülkeye yaygınlaştırılacaktır.
Türkiye’de yürürlükteki mevzuat incelendiğinde, kanun,
yönetmelik, yönerge ve genelgelerin özel bakıma ihtiyacı
olan bireylerin haklarının korunmasına dayanak oluşturduğu
anlaşılmaktadır.
Ancak, eğitim konseyi ve komitelerinin raporlarında,
sunulan hizmetlerin sistematik ve yeterli olmadığı
belirtilmektedir. Esasen, bazı alanlarda yeterinden
fazla düzenleme olduğu göze çarparken, ayırımcılığın
ortadan kaldırılması, engellilerin ailelerinin ihtiyaçlarının
karşılanması, aile, yaygın eğitim ve gözetim gibi
diğer bazı alanlarda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Özel bakıma ve eğitime ihtiyacı olan çocukların sayısı
kesin olarak bilinmemekle birlikte, dünyadaki oranlara
dayalı tahminler mevcuttur. Ülke genelinde okul dağılımı
dengeli değildir, ancak yatılı okul oranı yüksektir.
Türkiye’de engelli çocukların çoğu yatılı okullarda
eğitim görmektedir. Bu eğitim sistemi engelli çocukları
toplumdan ayırmakta, iletişim ve toplumsal becerilerini
geliştirmelerini engellemektedir.
Özel bakıma ve eğitime ihtiyacı olan çocuklar için,
mevcut düzenlemeler erken teşhis, eğitsel teşhis,
önleme, yerleştirme, eğitim ortamı, eğitim yöntemleri,
personel ve teknoloji açısından yetersizdir.
3308 Sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu’nun
39uncu Maddesi, iş hayatı için gerekli olan ve özel
ihtiyaçları olan bireyin ilgi alanını, gereksinimlerini
ve yeteneklerini dikkate alan meslek kursları düzenlenmesine
ilişkin hükümler içermektedir. Bu kanuna göre çeşitli
kurslar düzenlenmekte ve okullarda mesleki danışmanlık
hizmeti verilmektedir.
Kamu personelinin veya “Bağ-Kur” kapsamında (Serbest
Çalışanlar Emekli Sandığı) çalışanların özel eğitime
ihtiyacı olan çocuklarına bazı maddi yardımlar sağlanmaktadır.
Bununla birlikte, bu iki sosyal güvenlik sistemi kapsamında
olmayan çalışanlar bu haklardan yararlanamamaktadır.
Özel bakıma ve eğitime ihtiyacı olan çocuklara Milli
Eğitim Bakanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı ihtisas merkezlerinde
bakım ve eğitim sunulmaktadır. Bu çocuklar Sağlık
Bakanlığına bağlı merkezlerde tedavi görmektedir.
Özel eğitim okullarının ve kurumlarının Türkiye genelinde
dağılımı aşağıda belirtildiği gibidir:İç Anadolu Bölgesi’nde
yüzde 24, Marmara Bölgesi’nde yüzde 22, Karadeniz
Bölgesi’nde yüzde 16, Ege Bölgesi’nde yüzde 14, Doğu
Anadolu Bölgesi’nde yüzde 9, Akdeniz Bölgesi’nde yüzde
8 ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 5.
Özel Eğitim Kurumlarına ilişkin 625 Sayılı Kanunu’nda
yer alan ilkelere göre, özel bakıma ve eğitime ihtiyacı
olan çocukların eğitimi için devlet kurumları ve vakıflar
dışında gerçek ve tüzel kişiler de özel okul veya
sınıf kurabilmektedir.
6.3.1. Görme Özürlü Çocukların Eğitimi
Tümüyle kör olanlar veya az görenler için 11 özel
ilkokul ve 5 özel eğitim sınıfı mevcuttur. Bu kişiler
her türlü eğitimi kapsayan okullara da devam edebilirler.
Her türden eğitim kurumuna devam eden görme özürlü
çocukların sayısı 1427’dir.
Milli Eğitim Bakanlığı örgün eğitim kurumlarına devam
edemeyenler için okuma yazma ve meslek edinme kursları
düzenler. Her türlü basılı yayın ve eğitim malzemesi
görme özürlüler için kurulmuş olan Braille Basımevi
ve Akşam Sanat Okulun’da üretilmektedir. Ayrıca, ortaöğretim
ders kitapları ses bantlarına kaydedilerek çoğaltılmış
ve görme özürlü öğrencilere dağıtılmıştır. Görme özürlü
öğrencilerin matematik ve sosyal bilimler dersleri
için gerekli eğitim malzemeleri, Eğitim Malzemeleri
Üretim Merkezi tarafından üretilmekte ve dağıtılmaktadır.
6.3.2.İşitme Engelli Çocukların Eğitimi
Sağır veya işitme sorunu olan öğrenciler için 47 özel
ilköğretim okulu ve 61 özel eğitim sınıfı vardır.
Özel okullara ve her türlü eğitimi kapsayan okullara
devam eden işitme engelli öğrenci sayısı 7630’dur.
İşitme engelli yetişkinler için Milli Eğitim Bakanlığınca
okuma yazma ve meslek kursları düzenlenmektedir.İşaret
dilinin kullanılmasında yerel farklılıkları ortadan
kaldırmayı amaçlayan bir işaret dili kılavuzu hazırlanmıştır.
Her türlü eğitimi kapsayan mevcut uygulamaların kalitesini
artırmak için sekiz ilde işitme engelliler için Mullet-programları
uygulayan liseler kurulmuştur. Bu okullara devam eden
öğrenciler kültürel dersleri kendi okullarında mesleki
dersleri ise civardaki Meslek Yüksek Okullarında almaktadırlar.Öğretmenler
için telsiz kulaklık kullanımı konusunda kurslar düzenlenmektedir.
Doğal-sözlü-işitsel yöntemin etkinliğini değerlendirmek
amacıyla bir çalışma yapılmaktadır.
6.3.3. Zihinsel Özürlü Çocukların Eğitimi
Orta veşiddetli derecede zihinsel özürlü öğrenciler
için yedi özel ilköğretim okulu, 40 Meslek Eğitim
Merkezi, 55 Eğitim ve Uygulama Okulu ve üç Bağımsız
Meslek Eğitim Merkezi mevcuttur. Bunlara ek olarak,
630 özel eğitim sınıfı vardır. Zihinsel özürlü öğrenciler
her türlü eğitimi kapsayan okullara da devam edebilmektedir.
Bu kurumlarda eğitim gören zihinsel özürlü öğrencilerin
toplam sayısı 20 bindir.
Zihinsel özürlü yetişkinler, örgün eğitim almış olup
olmadıklarına bakılmadan, meslek eğitim merkezlerine
devam edebilmektedir.
6.3.4. Fiziksel Özürlü Çocukların Eğitimi
Ortopedik özürlü 600 öğrenci dört özel ilköğretim
okuluna, dört meslek yüksek okuluna ve kapsamlı eğitim
veren okullara devam etmektedir. Ortopedik özürlü
öğrencilerin okul binalarına ve kamu tesislerine erişimini
kolaylaştırmak amacıyla, mimari tadilatlarla ilgili
çalışmalar devam etmektedir.
6.3.5. Kronik Hastalığı olan ve Hastanede Yatan Çocukların
Eğitimi
Kronik hastalıkları nedeniyle özel eğitime ihtiyacı
olan çocuklar için hastanelerde 26 ilkokul kurulmuştur.
6.3.6. Konuşma Zorluğu Olan Çocukların Eğitimi
Lisan ve konuşma zorluğu olan çocuklar özel eğitimleri
için gerekli önlemler alındıktan sonra kapsamlı eğitim
veren okullara devam etmektedir. Normal okullara devam
edemeyenlere rehberlik ve araştırma merkezlerinde
tedavi edici ve destekleyici eğitim hizmetleri sunulmaktadır.
Lisan ve konuşma zorluğu olan ve kapsamlı eğitim veren
okullara devam eden öğrenci sayısı 8300’dür.
6.3.7. Uyum Sorunu Olan Çocukların Eğitimi
Sağlıklı sosyal ilişki kurma ve sürdürme konusunda
zorluk çeken ve çeşitli nedenlerle uyum sorunu olan
çocuklara eğitim hizmetleri sunmak için araştırmalar
yapılmaktadır.
6.3.8. Aile Eğitimi
Bu tür faaliyetleri yöneten herhangi bir yasal düzenleme
bulunmamakla birlikte, özel eğitim hizmetlerinin ayrılmaz
bir parçası olan aile eğitimi okul rehberlik olanakları
ile rehberlik ve danışma merkezleri aracılığıyla sürdürülmektedir.
6.3.9. Rehberlik Çalışması
Türkiye’de 80 ilde 540 rehber öğretmenin görev yaptığı
96 rehberlik ve araştırma merkezi vardır.
Özel eğitime ihtiyacı olan çocukların yerleştirilmesi,
seçilmesi ve incelenmesi konusunda karar verilmesi,
gönderilecekleri kurumların belirlenmesi, ruhsal,
duygusal ve sosyal nedenlerle bulundukları ortama
uyum sağlayamayan çocukların durumunu düzeltmek için
özel tedavi hizmetlerinin yönetimi, ilk ve ortaöğretim
kurumlarında rehberlik desteğinin planlanması ve okullar
tarafından rapor edilen vakaların incelenmesi, Özel
Eğitimeİhtiyacı Olan Çocuklarla ilgili 2916 Sayılı
Kanun çerçevesinde rehberlik ve araştırma merkezlerinin
görevleri arasındadır.
Engelliler için Sağlık Bakanlığınca çeşitli faaliyetler
yürütülmekte olup, özürlülere yönelik çalışmaların
eşgüdümü ve yüksek kaliteli sağlık hizmeti temini
için 17 Mayıs 1997’de Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü
bünyesinde bir daire kurulmuştur.
Özürlüler için tasarlanan faaliyetler koruyucu, tedavi
edici ve rehabilitasyona yönelik faaliyetlerşeklinde
sınıflandırılabilir. Bu faaliyetlerden bir bölümü
aşağıda listelenmiştir:
- Kazalar sonucunda meydana gelebilecek ölüm ve sakatlanma
olaylarını en aza indirgemek için bir acil yardım
ve yeniden canlandırma servisi kurulmaktadır.
- Zihinsel bozuklukları engellemesi tasarlanan, Çocukların
Psikososyal Gelişiminin Desteklenmesi projesi kapsamında
hemşire ve ebe eğitimi devam etmektedir. Bu projenin
hedef grupları 0-6 yaş grubundaki çocuklar ve bebek
bekleyen annelerdir.
- Genetik bozuklukları engellemek amacıyla aile hekimliği
uzmanları tarafından verilecek evlilik öncesi eğitim
ve genetik danışmanlık hizmetleri için pilot faaliyetler
devam etmektedir.
- Ana ve çocuk sağlığı ve aile planlama merkezleri,
anne ve çocuk sağlığı ile hamile kadınlarla bebeklerin
beslenmesi açısından çok sayıda doğumun tehlikelerini
ve risklerini açıklamak için halka yönelik eğitim
programları kapsamında ülke çapında yoğun bir bilgilendirme
kampanyası başlatmışlardır. Bu programlar 1996 yılında
32,162,802 kişiye ulaşmıştır.
- Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyette bulunan hastaneler
ve rehabilitasyon merkezleri tarafından sunulan hizmetlere
ek olarak, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
engellileri engellerinin niteliğine ve yaşa göre sınıflandırmakta
ve bu kişilere Türkiye’nin pek çok yerinde bulunan
gözetim ve gündüz bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde
rehabilitasyon desteği sağlamaktadır.
6.3.10. Mesleki Rehabilitasyon veİş Bulma Hizmetleri
Anayasa, 573 Sayılı Kanun, Özel Eğitimle ilgili Kanun
Hükmünde Kararname, 3308 Sayılı Çıraklık ve Meslek
Eğitimi Kanunu, 1475 Sayılıİş Kanunu, Engellilerinİşe
Yerleştirilmesine ilişkin Yönetmelikler ve 2828 Sayılı
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kanunu özürlü kişilerin
rehabilitasyonu ve işe yerleştirilmesi ile ilgili
bazı hükümler içermektedir.
Anayasa’da Devletin, özürlü kişileri sosyal ve mesleki
faaliyetlerinde koruyacağı belirtilmektedir.
Diğer bazı kanunlarda, eldeki kaynaklar oranında özürlü
kişilerin çalıştırılması öngörülmektedir.
1475 Sayılıİş Kanunu çerçevesinde yayınlanan yönetmelikte,
istihdam danışmanlığı, mesleki yönlendirme ve rehabilitasyon
görevlerininİş veİş Bulma Kurumu tarafından yerine
getirilebileceği belirtilmektedir. Bu karara uymayan
işverenlerden tahsil edilen para cezalarıİş Bulma
Kurumu fonunda biriktirilmekte ve özürlü çocukların
rehabilitasyonunda kullanılmaktadır.
Özürlülerin durumlarını değerlendirme ve ihtiyacı
olanlara etkin bir danışmanlık hizmeti sunma görevlerinin
daha iyi yerine getirilmesini sağlamak için, çeşitli
bakanlıklarca sunulan mesleki rehabilitasyon hizmetlerinin
birleştirilmesi önerilmektedir.
Devletin, Devlet Memurları Kanunu veİş Kanunu kapsamında
olmayan özürlü çocuklara kulaklık ve diğer tıbbi cihazları
temin etmesini sağlamak için ilgili yasalarda değişiklikler
yapılmıştır.
1.Sağlık Hizmetlerinin Hukuki Dayanağı (Madde 24)
Anayasa’nın 56ncı Maddesi aşağıdaki hükmü içermektedir:
“Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak hakkına
sahiptir.
Doğal çevreyi geliştirmek ve çevre kirliliğini önlemek
Devletin ve vatandaşların görevidir.
Devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde
sürdürmesini sağlamak; tasarruf ve verimi artırarak
insan ve malzeme kaynaklarında işbirliğini gerçekleştirmek
amacıyla sağlık hizmetlerinin tek elden planlanmasını
ve hizmet vermesini düzenler.”
Anayasanın 41(2)nci Maddesi, “Devlet, ailenin huzur
ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması
ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak
için gerekli önlemleri alır, teşkilatları kurar” hükmünü
içermektedir.
Zaruri Sağlık Hizmetleri Kanunu’nun 3üncü Maddesinin
(j) paragrafına göre, “Vatandaşların hastalıklardan
korunma, sağlıklı çevre, beslenme, ana-çocuk sağlığı,
aile planlaması ve diğer konularda eğitilmesi devlet
kurumu olarak kabul edilen profesyonel kuruluşlarla
özel ve gönüllü kuruluşların işbirliği ile gerçekleştirilir”
Yukarıda anılan Kanun’un 13üncü Maddesine göre, Ana-Çocuk
Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü’nün başlıca
görevleri aşağıda belirtildiği gibidir:
a) Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlama servislerinin
amaçlarını belirlemek, bu amaçlara uygun olarak plan
ve program hazırlamak ve bu planları uygulamak;
b) Anne ve çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığını koruyacak
hizmetler sunmak.
Bölgelerde Sağlık Hizmeti Temin Edilmesine ilişkin
Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış olan 154 Sayılı
Alt-Yönetmelik anne ve çocuk bakımı ve aile planlaması
konularını kapsamaktadır. Bu Alt-Yönetmeliğin ilgili
hükümleri aşağıda belirtildiği gibidir:
“Hamile kadınlara, doğum yapmış kadınlara ve emziren
annelere çocuk bakımı ve kendi sağlıklarının korunması
konusunda gerekli bilgiler verilmelidir.
Hamile kadınlara bebeklerinin doğumunda en uygun olanakların
sağlanması için önlemler alınır.
Anne ve bebekler doğumdan sonra izlenir ve muayene
edilir.
Çocukların sağlıklı bedensel ve ruhsal gelişimlerinin
sağlanması için gerekli önlemler alınır.
Hamile kadınlar doğum öncesi ve doğum sonrası dönemlerde
sağlık bakım hizmetlerinden yararlanırlar.İzleme kontrolları
yeni doğan bebeklerin bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı
biçimde büyümelerini sağlar.”
Genel Sağlık Koruma Kanunu’nun 1inci Maddesinde, “Ülkede
sağlık koşullarının geliştirilmesi, hastalıklarla
ve toplumun sağlığını tehdit eden diğer zararlı etkenlerle
mücadele edilmesi, gelecek nesillerin sağlıklı olmasının
sağlanması ve vatandaşlara tıbbi ve sosyal yardım
sağlanması Devletin genel sağlık hizmetlerini oluşturur”
hükmü yer almaktadır. 3üncü Maddede “Doğumdan sonra
anne sağlığının korunması, çocukların ve gençlerin
sağlığını koruyacak önlemlerin alınması ve çocukların
korunması ile ilgili diğer tüm hizmetlerin temin edilmesi
gibi hizmetler doğrudan Sağlık Bakanlığı tarafından
yerine getirilir” denilmektedir. 151inci Maddede,
“Sağlık Bakanlığı çocukların korunması ve çocuk ölüm
oranlarının azaltılması için gerekli kurumları kurar
ve yönetir ve halkın çocuk sağlığının korunmasının
yararlarını öğrenmesine yardımcı olacak önlemleri
alır” ifadesi yer almaktadır.
Sağlık hizmetleri ile ilgili Türk mevzuatı ÇHS’nin
gereklerine uygundur.
Anayasa’nın 56ncı Maddesinde herkesin sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşamak hakkına sahip olduğu vurgulanmaktadır.
1984 yılında, sağlık hizmetlerini yaygınlaştırma faaliyetleri
tüm illeri kapsamıştır. Beşinci Beş Yıllık Kalkınma
Planı’nda, genel sağlık düzeyini yükseltmek için herkese
eşit, sürekli ve etkin biçimde hizmet verilmesi temel
ilke olarak kabul edilmiştir. Sağlıkla ilgili devlet
harcamaları GSMH’nin yaklaşık yüzde 3.75’ini oluşturmaktadır.
Doğum öncesinde sağlık muayenesinden geçen hamile
kadınların oranı artmaktadır. Etkin doğum kontrol
yöntemi kullananların oranı Anadolu’nun doğu ve kuzey
bölgelerinde batı bölgelerinde olduğundan daha düşüktür.
Kadınların eğitim düzeyi ile sağlık kurumlarını veya
doğum kontrol yöntemlerini kullanma arasında güçlü
bir bağlantı olduğu belirlenmiştir.
Halihazırda uygulanmakta olan sağlık sisteminde, tüm
hamile kadınlar anne ve çocuk bakım hizmetlerinden
yararlanabilmektedir. Hamilelik döneminde sağlık bakım
hizmetlerinden yararlanan hamile kadınların oranının
yalnızca yüzde 63 olduğu belirlenmiştir.
1983-1988 arasında binde 81.5 olan bebek ölüm oranı
1993 yılında binde 52.6’ya düşmüştür. Bebek ölümlerinin
büyük bir bölümü birinci yılda meydana gelmektedir.
Türkiye’de 5 yaşını doldurmamış çocuklarda ölüm oranı
binde 60.9’dur.
1.Sağlık Hizmetlerinin Uygulanması
Türkiye’de 1985 yılında başlatılan yaygın aşılama
programı, birinci kademe sağlık kurumlarının yakın
işbirliğiyle, sağlık merkezleriyle, sağlık yurtlarıyla,
ana ve çocuk bakım merkezleriyle ve aile planlama
birimleriyle birleştirilmiştir. 1994 yılı ortasında,
yeni doğan bebeklerde tetanozu yok etme programı başlatılmış,
bunu 1995 yılında başlatılan ve hedef nüfusun yüzde
85’ine ulaşılan çocuk felcini yok etme programı izlemiştir.
Diyare hastalığının denetim altına alınması için tasarlanan
program 1986 yılında uygulamaya konmuştur. Diyare
vakalarını ve vücutta suyun azalmasına bağlı ölümleri
önlemek için bu programda oral rehidrasyon terapisi
uygulanmıştır. Bu tedavi yöntemini kullanma oranı
1988’de yüzde 44 iken, 1993 yılında yüzde 57 olmuştur.
Oral rehidrasyon tuz paketleri Sağlık Bakanlığınca
imalatçılardan satın alınarak hastalara ücretsiz dağıtılmaktadır.
Akut solunum yolu enfeksiyonlarını ve zatürre hastalığını
azaltmak için ücretsiz ilaç dağıtımı, Sağlık Bakanlığı
denetimindeki tüm sağlık kuruluşlarında etkin biçimde
uygulanmaktadır.
“Anne Sütüyle Beslemede Başarının On Adımı” başlıklı
WHO/UNICEF ortak bildirisinde yer alan ilkelere uygun
olarak bebeklerin anne sütüyle beslenmesinin desteklenmesi
ve bebek-dostu hastanelerin yaygınlaştırılması için
uygulanan programlar vardır. Bu faaliyeti destekleme
çabasıyla, anne sütü ile beslenmenin kolay erişilebilir
bu tür yöntemlerle engellenmemesi için, doğum koğuşlarında
ücretsiz veya düşük fiyatla bebek maması dağıtımını
yasaklamak üzere bebek maması imalatçılarıyla bir
protokol imzalanmıştır.
İyot eksikliğine bağlı hastalıkları önlemek için,
Türkiye’de 1953 yılından bu yana iyotlu tuz üretilmektedir.İyotlu
tuzun daha fazla kullanılmasını desteklemek için,
1995 yılında bir program başlatılmıştır. Tuz imalatçıları
Sağlık Bakanlığı ile bir anlaşma imzalayarak, 2000
yılına kadar yalnızca iyotlu tuz imalatına başlamayı
taahhüt etmişlerdir.
Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Hastanesi
ile işbirliği yapılarak 1987 yılında Fenilketonuria
taraması başlatılmış ve 22 ilde yeni doğan bebekler
taramaya tabi tutulmuştur. 1996 yılında yeni doğmuş
480.908 bebek fenilketonuria taramasından geçirilmiştir.
Emniyetli annelik ve çocuk bakım programının amacı,
tüm hamileliklerin belirlenmesi ve izlenmesi, uygun
önlemleri alabilmek için riskli hamileliklerin belirlenmesi,
hamile annelerin beslenme ve aşılama konularında eğitilmesi,
demir folyat preparatlarıyla anemik vakaların desteklenmesi,
hamile annelerin steril koşulların temin edildiği
sağlık bakım kurumlarına havale edilmesi, anne ve
aile bireylerinin doğum öncesi bakım, doğum sonrası
komplikasyonların erken tanısı ve tedavisi (sepsis,
meme inflamasyonu, anemi proflaksi, vb.) ve aile planlama
yöntemleri konusunda eğitilmeleridir.
Kalıtımla geçen bozuklukları engellemek amacıyla,
geleceğin anne babalarını risk faktörleri konusunda
bilgilendirmek ve genetik danışmanlık hizmetleri sunmak
için, beş pilot bölgede aile sağlığı ile ilgili bir
program başlatılmıştır. Halk sağlığı programları ile
birleştirilmiş olan, ana ve çocuk sağlığı ile aile
planlamasını içeren, ana ve çocuk bakım ve aile planlaması
merkezleri, çok sayida doğum yapmanın anne ve çocuk
sağlığı açısından olumsuz yönleri ve hamile kadınlarla
yeni doğan bebeklerin beslenmesi gibi konuları da
kapsamaktadır.
Sağlık Bakanlığı genetik kan hastalıklarını azaltmak
için, 3960 Sayılı Kanun kapsamında, talasemi hastalığının
yaygın olduğu Antalya,İçel, Muğla ve Hatay gibi illerde,
bu hastalığı yok etmek için bir program uygulamaktadır.
Bu yörelerde Talasemi tanı ve tedavi merkezleri kurulmuştur.
Gençler, anneler ve diğer gruplar tarafından uyuşturucu
ilaç kullanımna bağlı bozuklukları engellemek için
yoğun bir eğitim girişimi başlatılmıştır.
2.Sosyal Güvenlik (Madde 26)
Anayasa’nın 60ıncı Maddesi ile, “Herkesin sosyal güvenlik
hakkına sahip olduğu ve Devletin sosyal güvenliği
sağlayacak gerekli önlemleri alacağı ve teşkilatı
kuracağı” onaylanmaktadır.
1451 Sayılı Kanunla 29 Temmuz 1971 tarihinde Türkiye
tarafından onaylanmış olan, Asgari Sosyal Güvenlik
Standartlarına ilişkin 102 Sayılı ILO Sözleşmesi,
imza sahibi Devletlerce en az dört sosyal güvenlik
sisteminin uygulanmasını gerektirmektedir; bu sosyal
güvenlik sistemlerişunlardır: iş kazaları, meslek
hastalıkları, analık, sakatlık, yaşlılık ve ölüm sigortası.
Emeklilik Sigortası ile ilgili 8 Haziran 1949 tarih,
5434 Sayılı Kanun’un 1 ve 2nçi Maddelerine göre, Devlet
memurlarına, emeklilere, engellilere ve yetimlere
yeterli aylık maaş ve sağlık hizmeti aracılığıyla
güvence sağlamak Devletin sorumluluğudur.
17 Temmuz 1964 tarih, 506 sayılı Kanun’un 1 ve 2nci
Maddeleri, Sosyal Sigortalar Kurumu’nu, bir veya birkaç
işveren tarafından iş akdi kapsamında çalıştırılan
herkese iş kazası ve meslek hastalıkları, analık,
sakatlık, yaşlılık ve ölüm sigortası temin etmekle
yükümlü kılmaktadır.
Bağımsız veya Serbest Çalışanlar Sosyal Sigorta Kuruluşu,
çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın herkesin sigortalanmasına
olanak sağlamaktadır.
Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 20nci Maddesi
uyarınca, bankalar, sigorta ve reasüransşirketleri,
ticaret ve sanayi odaları, borsalar ve emekli sandıkları
üyelerine aynı olanakları sağlamaları koşuluyla, Sosyal
Sigorta Kurumu gibi faaliyette bulunma hakkına sahiptirler.
Bu sandıkların ana sözleşmelerinin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı tarafından onaylanması gerekmektedir.
Sonuç olarak, anne babadan birinin sigorta kapsamında
olması bile çocukların aynı güvenceden yararlanmasına
olanak sağlamaktadır.
Ancak, Türk sosyal güvenlik sistemi herkesi sosyal
güvenlik risklerine karşı sosyal güvenlikşemsiyesi
altına alma hedefine henüz ulaşamamıştır ve nüfusun
yaklaşık yüzde 20’si hala sosyal güvenlikten yoksundur.
Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 60(g) Maddesine göre, yaşlılık
veya emeklilik sigortasında dikkate alınması gereken
sigorta süresi, işle ilgili sigorta primlerinin havale
edilip edilmediğine bakılmaksızın, onsekiz yaşında
başlayacaktır.
6.6. Çocuk Bakım Hizmetleri ve Olanakları (Madde 18,
paragraf 3)
Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlettir. “Sosyal
Devlet” kavramı, çocukların okul öncesi dönemde bakımı
ve eğitimi konusunda devlete bazı yükümlülükler getirmektedir.
Anayasa’nın 41inci Maddesinde, ailenin Türk toplumunun
temeli olduğu ve Devletin anne ile çocuğu korumak
için aile planlaması uygulamasını yaygınlaştırmak
üzere uygun önlemeleri alacağı ve bunlar için gerekli
kurumları kuracağı belirtilmektedir.
Türkiye’de sanayileşme ile köylerden kentlere bir
akın olmuş, geniş aileden çekirdek aile yapısına geçilmiş
ve okul öncesi eğitime olan talep artmıştır. 1960lardan
sonra, bazı kanun ve yönetmeliklerle kreş ve ana okulları
kurulmuştur.
Çeşitli kurumlarca 0-6 yaş grubundaki çocuklara eğitim
ve bakım hizmetleri sunulmaktadır. Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı Kreş ve Gündüz Bakımevi,
gerçek kişiler, tüzel kişiler ve üniversiteler tarafından
kurulmuş olan kreş ve ana okulları, Milli Eğitim bakanlığı’na
bağlı Çocuk Yurtları, ilkokulların ana sınıfları,
ortaokulların uygulama sınıfları ile devlet kurumları
ve vakıfları tarafından kurulmuş ana okulları bunlar
arasında yer almaktadır.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü
bünyesinde 0-6 yaş grubuna bakım ve eğitim hizmeti
veren resmi Kreş ve Gündüz Bakımevleri 1983 tarihli
“Kreş ve Gündüz Bakımevleri Yönetmeliği”ne göre hizmet
vermektedir. 2828 Sayılı Kanuna istinaden “Özel Çocuk
Kulüplerinin Kurulmasına ve Faaliyetİlkelerine ilişkin
Yönetmeliğe” ve “Özel Kreş ve Gündüz Bakımevlerinin
Kurulmasına ve Faaliyetİlkelerineİlişkin Yönetmeliğe”
göre, gerçek veya tüzel kişiler tarafından 0-12 yaş
grubundaki çocuklara hizmet vermek üzere oluşturulan
kurumların kurulması, işletilmesi ve denetlenmesi
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün
sorumluluğundadır. 2.533 çocuk kapasiteli 23 resmi
ana okul ve 46.848 çocuk kapasiteli 1.070 özel ana
okul faaliyet göstermektedir.
3797 Sayılı Kanunla Milli Eğitim Bakanlığının himayesinde
Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürlüğü kurulmuş olmakla
birlikte, Bakanlığın değişik genel müdürlükleri tarafından
okul öncesi eğitim hizmetleri sunulmaktadır. Özel
ana okulları Özel Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlıdır.
Kamu organları ve kuruluşları da, 1987 yılında kabul
edilen Ana Okulları Yönetmeliği kapsamında çalışanlarının
çocukları için bu tür tesisler kurabilmektedir. Ayrıca,
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 108inci Maddesi
uyarınca devlet memurları doğum sonrası 6 hafta ücretli
izin ve kendi istemleri üzerine, bir yıla kadar ücretsiz
izin hakkına sahiptirler.
1475 Sayılıİş Kanunu’na uygun olarak düzenlenmiş olan
“Hamile ve Emziren Annelerin Çalışma Koşullarına ve
Emzirme Odaları ile Bebek Bakım Yurtlarınaİlişkin
Yönetmelik” çerçevesinde de bebek bakım merkezleri
ve ana okulları kurulabilmektedir. 150’den fazla kadın
çalıştıran işletmeler, çalışanlarının (0-6 yaş arasındaki)
çocuklarına bakım hizmeti vermek ve annelerin çocuklarını
emzirmelerine yardımcı olmak üzere, işyerinde veya
civarında ayrı bir bebek bakım merkezi kurmakla yükümlüdürler.
Aynı İş Kanunu’na göre, kadınlar doğumdan sonra 8
hafta ücretli izin hakkına ve bu süre içinde çalışmayı
tercih ettikleri takdirde emzirme saatlerinde izinli
sayılma hakkına sahiptirler.
1580 ve 1593 Sayılı Kanunlarla yerel yönetimler için
de benzer yükümlülükler öngörülmüştür.
Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ile diğer devlet kurumları
ve vakıflar tarafından kurulan okul öncesi eğitim
kurumları arasında eğitim programı, araç, öğretmen
ve diğer personelin nitelikleri açısından işbirliği
yapılması ve standartlaşmaya gidilmesi gerekmektedir.
Çocukların okul saatleri dışında güvenle kalabilecekleri
ve sosyal gereksinimlerini karşılayabilecekleri çocuk
kulüpleri yalnızca özel şahıslar veya kuruluşlar tarafından
kurulmaktadır. Bu kurumlar dışında, evlerde bakıcılar
tarafından okul öncesi ve okul saatleri dışında bakım
hizmeti verilmektedir. Ancak, hala geniş aile özelliklerinin
bazılarını korumakta olan Türk ailelerinde, çok sayıda
çalışan anne babanın çocuğuna gönüllü olarak akrabalar
tarafından ücretsiz bakılmaktadır.
|