ARŞİV
 
 

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme
Ulusal İlk Rapor
Türkiye-1999
Ankara

Önsöz

Türkiye:Profil

Giriş

1.Genel Uygulama Önlemleri

2.Çocuk Tanımı

3.Genel İlkeler

4.Medeni Hak Ve Özgürlükler

5.Aile Ortamı Ve Alternatif Bakım

6.Çocukların Temel Sağlık Ve Refahı

7.Eğitim, Boş Zaman Ve Kültürel Etkinlikler

8.Özel Koruma Önlemleri

 

5. AİLE ORTAMI VE ALTERNATİF BAKIM

5.1. Ana Babanın Yol Göstermesi ve Çocuğun Evrim Geçiren Kapasiteleri (Madde 5)
Medeni Kanun’un 264üncü Maddesine göre, anne baba ellerindeki olanaklara göre çocuğu en iyi şekilde yetiştirmekle, özürlü veya zihinsel-engelli olanlara uygun eğitimi sağlamakla görevlendirilmiştir. 265inci Madde anne babanın çocuklarının yetenek ve isteklerini mümkün olduğunca dikkate alarak mesleki eğitimlerini yönlendireceklerini belirtmektedir.
Çocuğun mesleki yönlendirilmesi konusunda doğru karar almanın önemli bir koşulu da çocuğun ilgi duyduğu alanları, yeteneklerini ve beklentilerini bilme gereğidir. Bu nedenle, çocuğa geleceğini ilgilendiren kararda görüşlerini açıklama olanağı tanınmalıdır.
Medeni Kanun’un 266ncı Maddesi gereğince, çocuğun dini eğitimi konusunda karar verme görevi ve sorumluluğu ana babaya aittir. Ana babanın bu hakkını kısıtlayan sözleşmeler kesinlikle hükümsüz sayılır. Medeni Kanun’un bu konu ile ilgili hükümleri ÇHS hükümleriyle uyumludur.

5.2. Ana Babanın Sorumlulukları (Madde 18/par. 1-2)
ÇHS’nin 18(1)inci Maddesinde çocukların yetiştirilmesinden öncelikle ana babanın sorumlu olduğu ve çocukların güvenliklerinin dikkate alınması gereği belirtilmektedir.
Medeni Kanun çocukların kendi ana babaları tarafından yetiştirilmesinin en ideal çözüm olduğu ilkesini esas almıştır. Medeni Kanun’un 262 ve 264üncü Maddelerine göre, ana baba çocuğu yetiştirmekle ve ona sevgi ve özen göstermekle yükümlüdür. Ana babanın bu görevi yerine getirmesini sağlamak için velayet hakkı kendilerine verilmiştir. Anne ve baba kural olarak velayet hakkını birlikte kullanırlar ve her ikisi de eşit haklara sahiptirler.
Medeni Kanun velayet sisteminin işlerliğini yitirdiği durumları dikkate alarak, küçüklerin yasal haklarını korumak için kayyımlık müessesesesini yaratmıştır. 354üncü Maddeye göre, küçüğün anne ve babası öldüğünde veya velayet hakları ellerinden alındığında, hakim çocuk için bir kayyım tayin etmektedir. Bu Maddenin ilgili bendi çerçevesinde, kamu görevlileri, görevlerini yaparken, vasisi bulunmayan bir çocuk bulduklarında bu durumu en yakın sulh hukuk mahkemesine bildirmekle yükümlü tutulmuşlardır. Vatandaşlar da bu gibi durumları mahkemeye bildirebilirler. Bu bilgileri alan sulh hukuk mahkemesi çocuk için bir kayyım tayin eder.
Medeni Kanun’un 354üncü Maddesinin 3üncü bendinde anne babanın çocuk bakım ve destek hizmetlerinden yararlanma hakları güvence altına alınmıştır.
Türk İş Kanunu kamu ve özel sektör teşebbüslerini kendi memur ve işçilerinin çocukları için gündüz bakım merkezleri kurmakla yükümlü tutmaktadır.İş Kanunu ve Devlet Memurları Kanunu çalışan kadınlara doğumdan önce üç hafta ve doğumdan sonra iki ay ücretli hamilelik ve doğum izni hakkı tanımaktadır.

5.3. Anne Babadan Ayırma (Madde 9)
Anne babanın çocuğun gelişimini ilgilendiren velayet hak ve görevleri doğal nesebe dayalı olduğu için, Türk hukuk sisteminde çocuğun anne babadan ayrılması konusu bu velayet hak ve görevleri bağlamında ele alınmaktadır. Velayet aynen evlilik gibi toplumsal düzenle yakından ilişkilidir; bu nedenle Devlet velayet hak ve görevlerinin usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini ve bunlara uyulup uyulmadığını denetlemektedir.
Anayasa’nın 41 ve 48inci Maddesi ile Medeni Kanun’un çeşitli hükümlerinde çocuğun ana babasıyla bir arada yaşamasını sağlamak için bir dizi düzenleme yapılmıştır.
Medeni Kanun’un çocuk haklarıyla ilgili bölümleri kaleme alındığında, o zaman geçerli olan koşullarda yönlendirici etken çocukların güvenliği olmuştur. Velayetle ilgili hükümlerde çocukların hakları ana babaların haklarından üstün tutulmuş ve velalet konusu kapsamında olmayan diğer tüm konularda çocukların güvenliğinin korunması için etkin sistemler kurulmuştur.
Bu düzenlemeler ana babaları ve kamu organlarını çocuğun yüksek yararı ilkesine yönlendirmeyi amaçlamaktadır. 262nci Madde anne babanın velayet haklarını kullanırken çocuğun güvenliğini dikkate almaları gerektiğini vurgulamaktadır. Bu Maddenin birinci paragrafı, yasal herhangi bir zorunluluk olmadıkça, çocuğun anne babasından alınmayacağını teyid etmektedir. Bu hüküm her yönüyle ÇHS’nin 9uncu Maddesine uygundur.
Anne babanın çocuğa karşı yükümlülüklerini yerine getirmemeleri veya çocuğu ihmal etmeleri durumunda, hakim Türk Medeni Kanunu çerçevesinde öngörülen gerekli önlemleri uygulayabilir.
Birinci kategori kapsamındaki önlemler 272nci Maddede belirtilmiş olup, ayrıntılı olarak açıklanmamış ve yargıcın takdirine bırakılmıştır. Önlemlerden birisi de bir danışmanın tayin edilmesidir.
Çocuğun anne babanın velayetinden alınması ve anne babanın velayet hakkının kaldırılması ikinci kategori kapsamındaki önlemler arasında yer almaktadır.
Çocuğun bedeni ve zihinsel gelişiminin zarar görmesi olası olduğunda veya çocuk duygusal açıdan terk edildiğinde, Medeni Kanunun’un 273üncü Maddesi uyarınca, çocuk ana babadan ayrılabilir. Bu önlemin alınması ana babanın velayet hakkını etkilemeyebilir ve çocuk koruyucu aile yanına veya kuruma yerleştirilebilir. Bu önlem anne babanın talebi üzerine de alınabilir.
Medeni kanun çerçevesinde, anne babadan ayırma çocuğun korunması için uygulanan en ciddi önlemdir. Kanun’un 272nci Maddesi kapsamında, bu önleme başvurulması için gerekli olan genel koşul anne babanın çocuğu uygun şekilde yetiştirememesidir. Velayet hakkını kullanmaktan aciz olan, haklarını kullanması kısıtlanmış olan veya yetkilerini kötüye kullanan veya ihmal eden anne babanın velayet hakkı mahkeme kararıyla ellerinden alınabilir. Böylesi durumlarda sulh hukuk mahkemesi 354üncü Maddeye göre derhal bir kayyım tayin eder.
257nci Madde kapsamında, çocuk üçüncü bir şahıs tarafından evlat edinildiğinde veya 242, 245 ve 258inci Maddeler kapsamında, çocuğun doğal anne babasından ayrılması sonucunu doğuran babalığın kabul edilmemesi veya eski nesille akrabalık ilişkisinin sona ermesi durumlarında da velayet hakkı kaldırılabilir.
Medeni Kanun çocuğun görüşünün alınmasını gerektiren bir dizi hüküm içermektedir. Velayet hakkının sona ermesine yol açan diğer önemli nedenler, anne babanın boşanması ve evliliğin geçersiz kılınmasıdır. Böylesi durumlarda, velayet anne babadan birisi için veya koşullar öyle gerektirdiğinde her ikisi için sona erer. Boşanma veya evliliği geçersiz kılma kararları kesinleştikten sonra, ilgili tarafın velayet hakkı yalnızca mahkeme kararıyla sona erdirilebilir; ancak velayet hakkının sona ermiş olması, bu hakkı kaybeden tarafın çocukla kişisel ilişkilerini sürdürmesini engellemez.
Türk mevzuatında, ÇHS’nin 1inci alt-maddesi kapsamında yapılacak işlemler konusunda ilgili tüm tarafların görüşlerinin alınmasını gerektiren ÇHS’nin 9(2)nci Maddesine aykırı herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Esasen, bu konuda, idrak gücüne sahip küçüklerin görüşleri alınmaktadır. Daha küçük çocuklarla ilgili işlemlerde, mahkeme anne babayı dinledikten sonra, çocuğun yararını dikkate alarak konu hakkında karar verir. Mahkemelerin, çocuğun yanına yerleştirileceği ailenin sosyo-ekonomik durumunu, çocuğun yaşayacağı yeri ve devam edeceği okulu dikkatle incelemeleri gerekmektedir. Bu amaçla, yardımcı kurumların kurulması gereklidir.
ÇHS’nin 9(3)üncü Maddesine göre, çocuk anne babasıyla kişisel ilişkilerini sürdürme hakkına sahiptir. Benzer şekilde, anne baba da aynı hakka sahiptir. Ancak, çocuğun öncelikli yararları bu ilişkiden kaçınılmasını gerektirdiğinde, mahkemeler aksine karar alabilir.
Mahkeme ana baba ile çocuk arasında kişisel ilişkilerin sürdürülmesine karar verdiği takdirde, velayet verilen taraf, diğer tarafın çocukla ilişkilerini sürdürmesine izin vermek zorundadır.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nun 3üncü Maddesinde veya Çocuk Mahkemeleri Kanunu’nun 11 ve 12nci Maddelerinde belirtildiği gibi, çocuğun evden ayrılması, aile içindeki şiddetli kargaşa, yoksulluk, zorla çalıştırma, yasal olmayan faaliyetlere sevketme nedeniyle çocuğun kötü muamele görmesinin veya sadece çocuğun dik başlılığının sonucu olabilir. Bu koşullarda, konu küçükleri koruma yasaları bağlamında ele alınır ve çocuk polis aracılığıyla ailesine veya sosyal yardım kurumlarına iade edilir.
Türk hukuk sisteminde, ÇHS’nin 9(4)üncü Maddesinde anılan durumlarla ilgili özel kurallar bulunmamakla birlikte, tutuklanma, hapsetme, ölüm veya sınır dışı etme nedeniyle çocuğun anne babasından veya anne babadan birinden ayrılması durumunda ilgili mercilerin haberdar edilmesini engelleyen herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, Türkiye ÇHS’yi onayladıktan sonra, 9(4)üncü Madde ulusal mevzuatın bir parçası haline gelmiştir.

5.4. Ailenin Yeniden Birleştirilmesi (Madde 10)
ÇHS’nin 10(1)inci Maddesi, ailenin yeniden birleştirilmesi amacıyla ülkeye giriş ve çıkışları güvence altına almıştır. Türk yasalarında bu tür giriş ve çıkışları düzenleyen özel hükümler bulunmamaktadır. Anne baba, veya bunlardan herhangi biri veya çocuk ülkeye serbestçe girme hakkına sahiptir. Ülkeden çıkış için izin alınması gerekli değildir. Bu nedenlerle, ailenin yeniden birleşmesi için ülkeyi terk etmek isteyenler herhangi bir engelle karşılaşmadan ülke dışına çıkabilmektedirler. Oysa, esas sorun, çok sayıda Türk vatandaşının yaşadığı bazı Avrupa ülkelerinde vize konusunda uygulanan kısıtlamalar nedeniyle, Türk vatandaşları ailenin yeniden birleşmesi amacıyla yurt dışına gitmek istediğinde doğmaktadır. Bu uygulama ÇHS’nin 10(1)inci Maddesinde öngörülen ailenin yeniden birleşmesini açıkça engellemektedir.

5.5. Çocuk İçin Nafaka Alınması (Madde 27/4)
ÇHS’nin 27nci Maddesi çocuklara nafaka ödenmesini güvence altına almıştır. Türk yasalarında çocuğun bakım giderlerinin karşılanması için gerekli düzenlemeler mevcuttur.
Medeni Kanun’un 148(2)nci Maddesi kapsamında, velayetin verilmediği taraf geliriyle orantılı olarak çocuğun bakım ve eğitim giderlerini paylaşmak zorundadır. Ancak, nafaka vermekle yükümlü olan tarafın gerçek gelirini belirlemek mümkün olmadığı için, ÇHS’nin çocuklara ödenen nafakanın iyileştirilmesi ile ilgili 27(4)üncü Maddesi mevcut koşullarda etkin biçimde uygulanamamaktadır.
Medeni Kanun’un 306ncı Maddesine göre, nafaka babalığa ilişkin davalarda mali sonuçları olan mahkeme kararıyla belirlenmektedir. Çocuk bu nafakayı onsekiz yaşını doldurana kadar her ayın başında peşin olarak almaktadır.
Medeni Kanun’un 161 ve 162nci Maddeleri yargıca ayrı ekamet edecek tarafın geçinebilmesi için ödenecek nafaka miktarını belirleme yetkisi vermektedir. Çocuğun evi terk eden ve geçinmek için gerekli olanakları sağlamayan anne veya babasından nafaka talep etme hakkı bu hükme dayanmaktadır. 137nci Madde çerçevesinde, boşanma davası sırasında anne babadan biri tarafından diğerine ve çocuklara ödenmesi gereken ve “geçim nafakası” olarak anılan nafaka geçindirme yükümlülüğünden doğmaktadır.
315inci Madde uyarınca, çocuk da nafaka talep etme hakkına sahiptir.
145(3)üncü Maddeye göre, nafakanın mevcut koşullara uygun hale getirilmesi mümkündür.
Türk Medeni Kanunu’nun yukarıda anılan hükümleri, ÇHS’nin “Taraf Devletler, ilgili taraf devlette veya yurtdışında anne babadan veya çocuğun mali sorumluluğunu üstlenmesi gereken diğer şahıslardan nafaka alınmasını sağlamak için uygun olan tüm önlemleri alacaklardır” ifadesini içeren 27(4)üncü maddesi şartlarını karşılamaktadır.
Benzer biçimde, Türkiye anne babaları değişik ülkelerde yaşayan çocukların bakımını güvence altına alabilmek için bazı uluslararası sözleşmeleri imzalamıştır.
2 Ekim 1973 tarihinde Lahey’de imzalanmış olan, Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna ilişkin Sözleşme Türkiye’de 1 Ocak 1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Sözleşme, karşılıklılık şartı aranmaksızın, nafaka talep edenin bulunduğu yerdeki yetkili mahkemenin tabi olduğu kanunların uygulanması ilkesini benimsemiştir.
2 Ekim 1973 tarihli diğer Sözleşme “2 Ekim 1973 tarihinde Lahey’de İmzalanmış olan Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınmasına ve Uygulanmasına ilişkin Sözleşme” başlığını taşımaktadır. Bu Sözleşme de Türkiye tarafından onaylanarak Türk ulusal yasalarının bir parçası olmuştur.
Her iki Sözleşmenin ortak özelliği, yurt dışındaki unsurları içeren davalara uygulanmaları ve nafaka talebinde bulunan çocuk ile nafaka ödeyecek olanın farklı ülkelerde ikamet ettikleri türden davaları kapsamalarıdır. Sonuç olarak, bu iki Sözleşmeyi onaylamış olan Türkiye, 1983 tarihinden bu yana ÇHS’nin 27nci Maddesi şartlarını yerine getirmektedir. Bu Sözleşmeler kapsamında olmayan nafaka sorunlarının çözümü için Devletler Özel Hukukuna ve Usul Uygulamalarına ilişkin Kanunun hükümleri uygulanacaktır.

1.5.6. Aile Ortamından Yoksun Çocuklara Özel Yardım ve Koruma Hizmetleri Temin Edilmesi (Madde 20)
Anayasa’nın 61(4)üncü Maddesi, ÇHS’nin Devleti korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için uygun olan tüm önlemleri almakla yükümlü kılan 20(1)inci Maddesiyle uyum içindedir. Yukarıdaki paragraflarda belirtildiği gibi, çocuğu koruma görevi öncelikle anne babaya ait olmakla birlikte, anne babanın bulunmadığı veya görevlerini yerine getirmedikleri durumlarda, Türk Medeni Kanunu ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümleri kapsamında bu görevi Devlet üstlenmektedir.
ÇHS’nin 20(2)nci Maddesi Sözleşmeyi imzalayan Devletlerin geçici veya sürekli olarak aile ortamından yoksun çocuklara bakım hizmeti sağlamasını gerektirmektedir. Türk yasalarında ve özellikle Medeni Kanun’da bu konuda çok sayıda hüküm vardır. Medeni Kanun’un 273üncü Maddesine göre, çocuğun bedensel veya zihinsel sağlığının tehlikede olduğunun açıkça anlaşılması veya çocuğun manen terk edilmesi durumunda, yargıç çocuğu anne ve babadan alarak bir başka ailenin yanına veya kuruma yerleştirebilmektedir. Çocuk isyankarlığı nedeniyle anne babanın emirlerine direnmeyi sürdürdüğü ve başka bir çare bulunamadığı takdirde, yargıç anne babanın talebi üzerine çocuğu bir başka ailenin yanına yerleştirebilmektedir. Bu tür önlemlerle ilgili masraflar anne ve baba tarafından, veya anne babanın bu giderleri karşılayamayacak durumda olması halinde Devletçe karşılanır.
Medeni Kanun’un yanı sıra, Belediyeler Kanunu’nda ve Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda da çocukların korunması ile ilgili çeşitli hükümler mevcuttur, ancak bu konuda en ayrıntılı hükümler Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kanunu’nda yer almaktadır. Bu Kanun Devlet gözetiminde çocukların korunması için tasarlanan tüm hizmetleri Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü bünyesinde birleştirmektedir. Yukarıda anılan Kanun’un 4(e) Maddesine göre, desteğe ihtiyacı olan çocukların korunmasını amaçlayan tüm hizmetler bu Kanunla kurulan kurum tarafından yerine getirilecektir. Bu konuda gönüllü kuruluşların çaba göstermesi önerilmektedir.
2828 sayılı Kanun’da açıkça belirtildiği gibi, korunmaya muhtaç çocuklara sunulacak sosyal hizmetler yalnızca Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından sağlanabilir. Korunmaya muhtaç çocuklar, aşağıda belirtilenler gibi, bedensel, duygusal ve ahlaki gelişimleri tehlikede olan çocuklardır:

1- Anne ve/veya babası olmayanlar;
2- Anne veya babası veya her ikisi belli olmayanlar;
3- Anne ve/veya babası tarafından terkedilmiş olanlar;
4-İhmal nedeniyle dilencilik, alkol tüketimi, vb gibi sosyal risklerle karşı karşıya olanlar.

Bu tanım kapsamında olduğu kabul edilen çocuklar, yetkili makamlarca yapılacak ayrıntılı bir sosyal incelemeden sonra yukarıda anılan hizmetlerden yararlanabilirler.
Korunmaya muhtaç çocuklara sunulacak sosyal hizmetler, 0-12 yaş arasındaki çocuklar için Çocuk Yuvaları ve 13-18 yaş arasındaki çocuklar için Yetiştirme Yurtları aracılığıyla temin edilir.
Halihazırda, 75 Çocuk Yuvasında 7162 çocuk ve 95 Yetiştirme Yurdunda 9502 genç bulunmaktadır. Öte yandan, yaklaşık 500 çocuk koruyucu ailelerin koruması altındadır. 1961 yılında başlamış olan koruyucu aile hizmetlerinden yaklaşık 1500 çocuk yararlanmıştır.
“Evlat edinme” ancak korunmaya muhtaç çocuk yetim olduğunda uygulanabilecek bir seçenektir. Kurum dışında koruma yöntemlerinden biri olan, aile içinde korunma bu şekilde sağlanmaktadır.
Türkiye’de korunmaya muhtaç çocukların sayısı ile ilgili kesin bir tahminde bulunmak zordur. 1985 yılı nüfus sayımına göre, toplam nüfusun % 47.40’ı 0-18 yaş grubundadır ve korunmaya muhtaç çocukları belirlemek için kullanılan yönteme bağlı olarak değişik rakamlar elde edilmiştir. Aslında, muhtaç veya tümüyle terkedilmiş çocukların sayısı çok yüksek değildir ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bu çocuklara gerekli hizmetleri sunduğu da bilinmektedir. Ancak, sosyal yardım programlarına veya danışmanlık hizmetlerine gereksinimi olan çocuk sayısının 480 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Fiziksel özürlü kişilerin kurumlar dışında korunması ile ilgili usuller 2828 Sayılı Kanun’da açıkça belirtilmiştir.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun 28.9.1986 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Yardım Yönetmeliğinde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından temin edilecek sosyal hizmet öncelikleri belirtilmektedir.
Bu Yönetmelik ile, Türkiye’de daha önce sosyal güvenlik sistemi kapsamına alınmamış bir alanda yasal düzenleme yapılmış ve "Aile Yardımı" konusundaki boşluğun doldurulmasına yönelik önemli bir adım atılmıştır.
Desteğe muhtaç çocukların korunması için önlem alınmasını gerektiren bir başka hüküm de Çocuk Mahkemelerinin Kurulmasına, Görevlerine ve Usullerine ilişkin Kanun’da yer almaktadır. Bu Kanun’un “Desteğe Muhtaç Küçüklerle İlgili Önlemlerin Uygulanması” başlıklı 14üncü Maddesine göre, bedensel veya zihinsel gelişimi tehlikede olan veya anne babasına karşı itaatsizlikte direnen küçüklerin vasi veya kayyımlarının veya Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine yetkili çocuk mahkemesi tarafından, 10uncu Maddede belirtilen önlemlerden biri uygulanmaktadır.
Yargıçlar Medeni Kanun hükümleri sayesinde, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nda kesin hükümlerin bulunmamasının yarattığı sorunların üstesinden gelmektedir. ÇHS’nin 20(3)üncü Maddesine uygun olarak Türk hukuk sistemince getirilen çözümler doğal anne baba, koruyucu aile, özel kurumlara yerleştirilme ve evlat edinme konularını ele almaktadır. Benzer biçimde, 18 yaşından sonra kurumdaki yaşamdan evdeki yaşama geçiş sırasında meydana gelebilecek sorunları engellemek için, bu şekilde korunan çocukların kendi kendine yeterli duruma gelene kadar gençlik evleri kalmalarına izin verilmektedir. Gençlik evleri kız ve erkek çocuklar için ayrı olanaklar sağlamaktadır.
Çocuk Mahkemeleri Kanunu’nun 20nci Maddesine göre alınması gereken önlemler uygulanmadan önce, 20nci Madde uyarınca sosyal hizmet uzmanları, pedagoglar, psikologlar ve ruh hekimleri tarafından çocuğun ailesi, sosyal özgeçmişi ve eğitim durumu gibi konular araştırılır.
Koruma kararı uygulanmadan önce araştırma yapılması da uygundur. Yönetmeliğin 11inci Maddesine göre, bir sosyal hizmet görevlisi, veya sosyal hizmet görevlisi yoksa, sosyal hizmetler il müdürlüğü tarafından bu amaçla seçilen bir kişi çocuğun özgeçmişi, anne babasının olup olmadığı, ailenin sosyo-ekonomik durumu ve çocuğun o tarihe kadar yaşadığı bölge ve yer hakkında derinlemesine bir inceleme yapar.
Koruma kararı kural olarak çocuk reşit olana kadar geçerli olur. Ancak koruma kararı, koruma kararına neden olan koşulların ortadan kalkması halinde, ilgili kurumun istemi üzerine mahkeme tarafından iptal edilebilir veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nun 24üncü Maddesi çerçevesinde, çocuğun rızasına tabi olarak, çocuk reşit olduktan sonra da geçerli olmaya devam edebilir.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından temin edilen önemli hizmetlerden biri de Sosyal Yardım Hizmetleridir. Bu hizmetler 28.09.1986 tarihli Aynî ve Nakdî Sosyal Yardım Yönetmeliğine göre sunulmakta olup, 29.12.1993 ve 10.04.1997 tarihlerinde Yönetmelikte değişiklik yapılarak, yardım isteyenler için yardım kapsamı genişletilmiştir.
Bu Yönetmeliğe göre, yardım isteyenler, korunmaya muhtaç çocuklar, kurum tarafından korunmasına karar verilmiş olup, sırasını bekleyen çocuklar, yardıma muhtaç ve duyarlı yaşlı ve fiziksel engelli kişiler, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve temel ihtiyaçları anne babaları tarafından da karşılanamayan ortaöğretim ve üniversite öğrencileri olarak tanımlanmaktadır.
Aynî yardım yiyecek, giyecek, yakıt, kırtasiye malzemeleri, tıbbi araçlar ve rehabilitasyon araçları gibi malzemeleri içerir.
Nakdî yardım Yönetmelikte belirtilen sosyal yardım tutarına eşittir. Bu yardım birinci dereceden memur (ikramiye ödemeleri dahil) maaşının yüzde 20’sine eşit tutardadır.
Türkiye’de sağlanan en yaygın destek biçimi, bakım kurumlarında koruma altına alınmaktır. 0-12 yaş arasındaki çocuklar Çocuk Yuvaları ve 13-18 yaş grubunda olanlar da kız ve erkek çocuklar için ayrı olan Yetiştirme Yurtlarına yerleştirilirler. Yakın geçmişte politikada bir değişikliğe gidilerek, daha küçük gruplar için ev-tipi sistemler gündeme getirilmiştir, ancak mali zorluklar nedeniyle bu proje henüz yeterince yaygınlaştırılamamıştır.
ÇHS’nin 21inci Maddesinde ele alınan evlat edinme hizmeti, özellikle 0-6 yaş grubundaki çocukların yararlandığı bir hizmettir. Medeni Kanun’un çocukların temel yararı ile yaşama ve gelişme haklarını dikkate alan 254üncü Maddesi ile düzenlenen bu süreçte, kendilerini ifade edebilecek yaşta olmaları durumunda çocukların görüşleri alınmaktadır.
Bu konu raporun evlat edinme ile ilgili 5.7nci Bölümünde daha ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
ÇHS’nin 20(3)üncü Maddesinde öngörülen koruyucu aile sistemi, idrak yeteneğine sahip olmaları durumunda görüşleri ve rızaları alınan çocukların yararı gereğince dikkate alınarak, Türkiye’de uzun süredir uygulanmaktadır.
Koruyucu Aile Hizmetleri Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunca sunulan hizmetlerden biridir. 273 Sayılı Medeni Kanun ve 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu Koruyucu Aile Hizmetlerinin dayanağını oluşturmaktadır. Kurum 1961 ve 1993 tarihli projelerle bu hizmeti yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Koruyucu aile ortamında büyüyen çocukların Kurum’a bağlı kuruluşlarda yetişen çocuklardan daha sağlıklı ve gelişmiş oldukları araştırma ile kanıtlanmıştır.
Bu görüş paralelinde, Koruyucu Aile Hizmetlerinin etkinliğini artırmak ve bu hizmetleri toplumda yaygınlaştırmak amacıyla, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in himayelerinde 25 Mayıs 1998 tarihinde büyük bir yönlendirme ve reklam kampanyası başlatılmıştır. Bu kampanya sayesinde, son bir yılda 66 çocuk koruyucu aile yanına yerleştirilmiştir. Kampanyanın başlangıcında, koruyucu aileler tarafından bakılan çocuk sayısı 269 iken, bu sayı şimdi 305’i geçmiştir.
1998 yılında İstanbul’da hükümet dışı örgütlerin,İstanbul Barosu’nun,İstanbul Valiliğinin ve yerel makamların desteğiyle, dört-aşamalı bir program başlatılmıştır. Bu program çerçevesinde, Kadıköy İskelesi’nde Danışma Karavanı, Küçükbakkalköy’de İlk Adım İstasyonu ve Yeldeğirmeni’nde Rehabilitasyon Merkezi çalışmalarına başlamış olup, Ağaçlı’da Uçucu Madde Bağımlıları için bir Rehabilitasyon Merkezi’nin inşaatına başlanmıştır. Yeni bir program için de çalışmalar başlamıştır. Bu çerçevede,İstanbul Beyoğlu’nda 75inci Yıl Çocuk Koruma Merkezi çalışan çocuklara hizmet verecektir. 1995 yılında İzmir’de bir Merkez açılmış ve 1997 yılında Ankara’da Sokak Çocukları için bir Rehabilitasyon Merkezi kurulmuştur. Bugün,İzmir’de bu tür üç merkez faaliyet göstermektedir. Mersin, Diyarbakır, Batman ve Şanlıurfa gibi illerde sokak çocukları için yapılan çalışmalar devam etmekte olup, bu merkezler 1999 yılında açılacaktır. Ayrıca, sokaklarda çalışan çocuklara hizmet verecek, “Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar Merkezi” başlıklı bir proje de yürütülmektedir. Bu projenin sponsorluğunu Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ILO üstlenmiştir.
Toplum merkezleri kırsal kesimde yaşayanların yaşam koşullarının iyileştirilmesini hedefleyen kurumlardır. Özellikle yüksek göç oranlarına tanık olmuş Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, bölge halkının yaşam standardını yükseltmek ve eşit gelişme olanakları yaratmak için çalışan 20 toplum merkezi vardır.

5.7. Evlat Edinme (Madde 21)
Türk hukuk sisteminde, evlat edinme düzenlemelerinde çocuğun yüksek yararı ÇHS’nin 21(a) Maddesinde öngörüldüğü gibi kesin rol oynamaktadır. Evlat edinme ile, evlat edinilen çocuğa, evlat edinen ailenin doğal çocuğu ile aynı haklar tanınır. 256ncı Maddeye göre, evlat edinme işlemi yetkili sulh hukuk mahkemesinin onayı üzerine resmi bir belge ile yapılarak nüfus siciline kaydedilir. Yargıç, memuriyeti nedeniyle gerekli gördüğü araştırmaları yapar ve tarafların gerekçelerini makul görmedikçe, evlat edinme istemini reddedebilir.
Medeni Kanun’un 257nci Maddesi uyarınca, evlat edinilen çocuk kendisini evlat edinen ana babanın adını alır ve kanuni mirasçıları olur. Böylece biyolojik ana babanın hak ve sorumlulukları evlat edinen ana babaya devredilir. Vatandaşlık Kanunu’nun 3üncü Maddesinde, Türk aile tarafından evlat edinilen küçüğün Türk vatandaşlığını kazanması ve böylece vatansız olmaması hükme bağlanmıştır. Evlat edinme işlemi ile ilgili hukuki belgeler mahkeme kararı veya evlat edinilenin rızası olmaksızın üçüncü şahıslara açıklanamaz.
Türk hukuk sisteminin evlat edinme ile ilgili hükümleri çocuğun temel menfaatini korumayı amaçlamaktadır ve sonuç olarak ÇHS’nin 21inci Maddesine uygundur.
ÇHS’nin 21(b) Maddesinde uluslararası evlat edinme işlemleri ele alınmaktadır. Bu bağlamada, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından 9 Mart 1994 tarihinde yayınlanmış olan 3 Nolu Genelge ile Türkiye’de evlat edinmeye izin verilmekte, evlat edinmek isteyen başvuru sahipleri tarih sırasına göre listelenmekte ve evlat edinmede sırasıyla Türkiye’de yaşayan Türk vatandaşlarına, yurtdışında yaşayan Türk ailelerine, anne babadan birinin Türk vatandaşı olduğu ailelere ve son olarak da yabancı ailelere öncelik verilmektedir. Bu hüküm ÇHS’nin 21(b) Maddesinde yer alan kuralla uyumludur. Türkiye’deki çocukların yabancı aileler tarafından evlat edinilmeleri söz konusu olduğunda, Devletler Özel Hukukunun 18inci Maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu uygulanır.
Türk hukuk sisteminde, evlat edinmenin yasaya aykırı çıkarlar için bir fırsat haline dönüşmesini engelleyecek yeterli mekanizmalar mevcuttur. Medeni Kanun’un 256ncı Maddesi uyarınca, evlat edinme işlemi memuriyeti nedeniyle koşulların gerektirdiği araştırmaları yapan yargıcın onayı ile düzenlenen resmi bir belge ile gerçekleştirilmektedir. Türkiye, çocuk evlat edinmek isteyen yabancı ailelerin sosyal durumları konusunda bilgi veren ve yasaya aykırı çıkar sağlamak amacıyla evlat edinme riskini azaltan Uluslararası Sosyal Hizmetler kuruluşunun üyesidir. Ancak, doğrudan çocuk satışını amaçlayan evlat edinmelerin gözetimi ve denetimi için uluslararası bir mekanizmanın oluşturulması gereklidir. Bu, uluslararası işbirliğini gerektiren bir sorun olduğu için, bu tür evlat edinmeler tek bir ülkenin çabalarıyla önlenebilecek eylemler olarak ele alınmamalıdır.
ÇHS’nin 21(e) Maddesi ile, evlat edinme işlemine ve uygulanmasına ilişkin iki ve çok taraflı anlaşmalar teşvik edilmektedir. Bu hükme göre, Türkiye Kadın ve Çocuk Ticaretinin Engellenmesine ilişkin Sözleşmeyi onaylamıştır.

5.8. Yasalara Aykırı Nakil veİade Etmeme
ÇHS’nin 11(1)inci Maddesi çocukların yasalara aykırı olarak ülke dışına çıkartılmasına ve ülkeye geri getirilmesine karşı uygulanan usulleri düzenlemektedir.
Çocukların yasalara aykırı olarak ülke dışına çıkartılmasının, biri medeni kanunu ve diğeri ceza kanunu ilgilendiren iki boyutu vardır. Konu aynı zamanda birkaç ülkeyi ilgilendirdiği için, tek bir ülke soyutlanmış çabalarla ve mevzuatla başarı elde edemez. Bu nedenle, ilgili tüm ülkelerin bağlı kalacağı uluslararası anlaşmalar önerilir.
ÇHS’nin 11(2)nci Maddesi imza sahibi devletlerin iki veya çok taraflı anlaşmalar imzalamasını veya mevcut uluslararası sözleşmelere bağlı kalmasını gerektirmektedir. Bu alanda iki uluslararası belge mevcuttur: Türkiye tarafından onaylanmış olan Çocukların Ülkeye İade Edilmesine ilişkin Sözleşme ve Uluslararası Çocuk Kaçırma Olaylarının Özel Hukuku İlgilendiren Yönlerine ilişkin 25 Ekim 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi. Bu Sözleşme 21 Ocak 1997 tarihinde Türkiye tarafından imzalanmıştır.

5.9. ÇocuklarınŞiddet, Suistimal veİhmale Karşı Korunması ve Mağdurların Tedavisi (Madde 19/1.2 ve Madde 39)
ÇHS’nin 19(1)inci Maddesi imza sahibi devletlerin, çocukların kendi ana babalarının veya bunlardan birinin, vasinin, kayyımın veya bakımlarından sorumlu herhangi bir kişinin bakımı altında iken bedensel ve zihinselşiddet, yaralanma, taciz ve diğer benzer davranışlardan korunmalarını sağlamak için her türlü yasal, idari, sosyal, eğitsel ve diğer önlemleri almalarını gerektirmektedir.
Bu mevzuat Türk Medeni Kanunu ve Ceza Kanunu kapsamında yer almaktadır. Medeni Kanun’un 272, 273, 274 ve 275inci Maddeleri çocukların ana babalarından gelebilecek bedensel ve zihinsel tacizden, sömürü ve benzeri diğer tüm muamelelerden korunmasına ilişkin hükümler içermektedir. 272nci Maddeye göre, yargıç çocuğun bedensel veya zihinsel gelişiminin zarar gördüğünü veya manen terkedilmiş olduğunu belirlediğinde çocuğu bir başka aile yanına veya kuruma yerleştirmek üzere anne babasından alabilmektedir. Medeni Kanun’un 274 ve 275inci Maddeleri velayet hakkının kaldırılmasını ele almaktadır. 274üncü Madde anne babanın görevlerini yerine getirmekten aciz olmaları, medeni hakları kullanmalarının yasaklanmış olması, ana babalık görevlerini ağır biçimde kötüye kullanmaları veya ciddi biçimde ihmal etmeleri dunumunda, yargıca anne babanın velayet haklarını kaldırma ve bir kayyım tayin etme yetkisi tanımaktadır. Çocuğun kendi biyolojik anne babası tarafından yetiştirilmesi en ideal çözüm olduğu için, velayet hakkının kaldırılmasını gerektiren koşullar ortadan kalktığında, velayet hakkını ana babadan alma kararı iptal edilmekte ve velayet hakkı anne babaya geri verilmektedir. Velayet hakkının Medeni Kanun’un 277nci Maddesi kapsamında kaldırılmış olması durumunda, anne baba çocuğun yetiştirilmesi ve korunması için yapılan masrafları karşılamaya devam etmektedir.
Kayyımın bu yetkiyi kötüye kullanması veya ağır bir biçimde ihmal etmesi durumunda, yargıç Medeni Kanun’un 427nci Maddesi çerçevesinde görevden alınabilmektedir.
Öte yandan, Türk Ceza Kanunu hakkın kötüye kullanılmasını engelleyecek hükümler içermektedir. Medeni Kanun çocuğun mal varlığı ile ilgili hükümleri geçersiz saymaktadır. Medeni Kanun’un 281inci maddesi küçüğün velayet altında bulunması nedeniyle elde edilen gelirlerin çocuğun barınma ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması için kullanılacağını belirtmektedir. Bu hüküm bazı istisnalarla, anne babanın küçüğün mal varlığını uygun gördükleri biçimde kullanmalarına izin vermekte ve fazlasının anne babanın mirasına eklenmesini öngörmektedir. Ancak, anne babanın fiil ve tasarrufları yargıcın gözetim ve yönlendirme yetkisi altında olmadığı için, düzenlemeler ülkede geçerli koşullar ve çocuğun temel yararları ışığında yapılmaktadır.
414, 415 ve 416ncı Maddelerde cinsel taciz ele alınmakta ve mağdurun 15 veya 18 yaşından küçük olup olmamasına bağlı olarak çeşitli cezalar öngörülmektedir. Bu filler vasi, kayyım, eğitmen, öğretmen, hizmetli, koruma görevlisi veya bu küçükler üzerinde nüfuzu olan herhangi bir kişi tarafından işlendiğinde, 417nci Madde uyarınca cezalar yarısı kadar artırılmaktadır.
Fuhuşa teşvik Türk Ceza Kanunu’nun 435 ve 436ncı Maddelerinde ele alınmakta ve fuhuşa teşvik edilen kişi 15 veya 21 yaşını doldurmamış olduğunda cezayı ağırlaştırıcı şartlar öngörülmektedir. Fuhuşa teşvik eden kişi koca, erkek kardeş, kız kardeş veya çocuğun vasisi, kayyımı, eğitmeni, öğretmeni veya hizmetlisi olduğunda, cezayı daha fazla ağırlaştıran şartlar öngörülmektedir. 437nci Maddeye göre, bu tür durumlarda velayet veya kayyımlığın sona erdirilmesi de söz konusu olmaktadır.
477nci Maddeye göre, rehberlikleri altındaki kişileri eğitme, terbiye etme, yetiştirme, himaye etme ve koruma görevlerini kötüye kullanarak bu kişilere zarar verenler on sekiz aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
478inci Maddeye göre, bakımları altında bulunan 12 yaşını doldurmamış küçükleri şefkatten yoksun biçimde kötü yönetenler otuz aya kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Bu fiiller vasi veya kayyım tarafından işlendiğinde, 479uncu Maddeye göre vesayet veya kayyımlığın iptaline karar verilmektedir.
ÇHS’nin 19uncu Maddesi ile ilgili idari, sosyal ve eğitsel önlemler “suistimal edilen çocuklar” başlığı altında ele alınmaktadır.
ÇHS’nin 19(2)nci Maddesinde koruma önlemlerinin niteliği belirlenmektedir. Türk mevzuatında (Medeni Kanun’da ve Ceza Kanun’unda) yer alan kurallar velayetin kaldırılması gibi bazı cezaları içermektedir. Bu cezalar kötü yönetim olaylarının engellenmesi için yeterlidir.

5.10. Koruma ve Bakım için Değişik Ortamlara Yerleştirilmiş Çocukların Düzenli Aralıklarla Denetlenmesi (Madde 25)
ÇHS’nin 25inci Maddesi resmi kurumların koruması altında bulunan çocukların veya bedensel veya zihinsel rahatsızlıkları nedeniyle tedavi gören çocukların, koruma veya tedavilerinin tasarlanan amaca hizmet edip etmediğini belirlemek üzere düzenli aralıklarla kontrol edilmesini gerektirmektedir.
Çocuk mahkemeleri tarafından alınacak koruma önlemlerinin şekli ve niteliği Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 2253 Sayılı Kanunda belirtilmekte olup, söz konusu uygulama çocuğun yaşına, sağlık durumuna ve gereksinimlerine bağlı olarak 10’dan 14’e kadar olan Maddelerde ele alınmaktadır.
Çocuk Yuvaları Yönetmeliği’nin 11(d) Maddesinde, sürekli izlemenin, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında olduğu belirtilerek, çocuğun bu kurumlara kabul edilmesinden sonra, eğer varsa, ailesinin sosyo-ekonomik durumunun izlenmesi ve ailenin durumunun düzelmesi halinde çocuğun anne babasına iade edilmesi ve koruma önlemlerini sona erdirme kararına dayanak oluşturacak bir raporun yazılması da söz konusu kuruluşun görevleri arasında sayılmıştır.
Koruyucu Ailelere ilişkin Yönetmeliğin 14üncü Maddesinde “koruyucu ailenin ve bu aile yanına yerleştirilen çocuğun sosyal hizmet görevlileri tarafından düzenli olarak ne şekilde gözlemleneceği ve izleneceği ve doğabilecek sorunları çözümlemek amacıyla gerekli çalışmanın ne şekilde yapılacağı “ düzenlenmektedir.
Aynî ve Nakdî Sosyal Yardım Yönetmeliği’nin 19uncu Maddesinde, yardım yapılan kişilerin desteklenme sürecinin düzenli olarak izleneceği ve bu kişilerle ilgili ayrıntılı bilgi ve belgelerin derleneceği belirtilmektedir.İlgili şahısların maddi koşullarının yaşamlarını dış destek olmaksızın sürdürmek için yeterli hale geldiği belirlendiğinde yardım kesilecektir.
2253 Sayılı Kanun’un “Gözetim” başlıklı 29uncu Maddesinde, hakkında gözetim önlemleri alınan ve cezası ertelenen küçüklerin üç yıl kadar denetim altında bulundurulabileceği ve bu küçüklerin bakımından sorumlu kişilere denetim amaçları ve bu kararla ilgili olarak üstlenecekleri sorumluluklar konusunda bilgi verileceği belirtilmektedir.
Bu Maddede ayrıca, cezanın koşullu olarak ertelenmesi durumunda, denetim süresinin şartlı tahliye süresince devam edeceğinin kararda belirtileceği hükmü de yer almaktadır.
Gözetim görevlilerinin görevlerinin belirtildiği 31inci Maddede, denetime tabi küçüklerin tavır ve davranışları konusunda düzenli aralıklarla rapor hazırlanacağı belirtilmekte ve denetimlerin hangi sıklıkta yapılacağı belirlenmektedir.
Sonuç olarak, ailesi olmayan çocukların korunması ile ilgili yasal ve idari yapılar ÇHS’nin 20nci Maddesine uymaktadır.

 
 
 

 

 

GÜNDEMDEKİ PROJE

"Mustafa Demircioğlu Yaşam Okulu" Projesi

Derneğimizin MUSTAFA DEMİRCİOĞLU YAŞAM OKULU projesi, Çatalca Çakılköyünde Bulunan 27.000 metre kare arazi üzerinde 7.000 metre kare kullanım alanı olan...


 

 

KİTAP

Umut Çocukları
Derleyen: Müjde BİRDER

Umut çocuk ve gençlerinin kendi şiir ve resimlerinden oluşan kitabı okudunuz mu ? Bu kitabın bütün gelirleri Umut Çocukları Derneği’ne bırakılmıştır. D&R Satış Mağazalarında .

 

   

   

     
     

  Sokak Çocuğu Kimdir ?  

 

Sokakta Çalışan Ve Yaşayan Çocuklar Üzerine Araştırma

Umut Çocukları Yaz Kampı Deneyimleri

Sokakta Yaşayan Çocuklara Yönelik Koruyucu, Önleyici ve Rehabilite Edici Hizmet Modeli

 

 

Eğitim Hakkı Ve Okula Gidemeyen Çocuklar Sempozyumu Bildirisi

Yoksulluk Ve Sokak Çocuklar ( Yoksulluk Sempozyumu Bildirisi )

 
     

 

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Ulusal İlk Rapor Türkiye 1999 Ankara

Sokak Çocukları Sorunu Konusunda Alınabilecek Önlemler

 

 

B.M. Çocuk Hakları Sözleşmesi

 

 

Çocuk Koruma Kanunu

 

  Sık kullanılanlara ekle!


E-Posta : info@umutcocuklari.org.tr
Tel : +90 (212) 297 49 11 Fax : + 90 (212) 251 25 38
Adres : Kalyoncukulluk Cad.No:23 Kat:1 Tarlabaşı istanbul / TURKEY

 

Copyright © 2005 Umut Çocukları Derneği

 

Tasarım Ve Uygulama : www.pekel.name