Önsöz
Türkiye:Profil
Giriş
1.Genel
Uygulama Önlemleri
2.Çocuk Tanımı
3.Genel İlkeler
4.Medeni Hak Ve Özgürlükler
5.Aile Ortamı Ve Alternatif Bakım
6.Çocukların Temel Sağlık Ve Refahı
7.Eğitim, Boş Zaman Ve Kültürel Etkinlikler
8.Özel Koruma Önlemleri |
|
TÜRKİYE’DE
ÇOCUK HAKLARININ HUKUKİ VE ÖRGÜTSEL YÖNLERİ
Giriş
Türkiye tarihi boyunca çocuk bakımına
ve çocukların korunmasına önem veren bir ülke olmuştur.
Türk kültüründe kökleşmiş olan sevgi ve merhamet duyguları
çocuk haklarını aile davranışının odak noktası haline
getirmiştir.
Çocuk bakım sisteminin ilk temeli 1822 yılında “çocukıslahevlerinin”
kurulmasıyla atılmıştır. Bunu çocukların dilenmesinin
önlenmesine ilişkin 1893 tarihli yönetmelik izlemiştir.
Daha sonra öksüzler yurdu ve kimsesiz çocukları barındıran
kurumlar kurularak çocukları koruma çabaları gündeme
gelmiştir. Özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra,
savaşta ana babalarını kaybetmiş çocukları koruma,
eğitme ve bu çocukların bakımlarını sağlama çabasıyla
öksüzler yurtlarına büyük önem verilmiştir. Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurucuları savaşların kötü etkilerinin
çocuklara bir daha asla zarar vermemesini sağlayacak
araçları oluşturmaya çalışmışlardır. Öncelikli yatırımlar
barış, yeni nesillerin yetiştirilmesi ve öğretmenler
için yapılmıştır. Türkiye Çocuk Haklarına İlişkin
Cenevre Bildirgesi’ni imzalayan ülkelerden biri olmuştur.
1920lerden itibaren Türkiye, uzun yüzyılların sonucu
olan yeni ve çağdaş kavramlarıyla ve kurumlarıyla
sosyal yardımı değerlendirmeye başlamıştır.
1920 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi sosyal hizmetlerin temini
için önemli düzenlemeler yapmış olan “Devrim Meclisi”
olarak çalışmıştır.
Bu bağlamda, Büyük Millet Meclisi bünyesinde, ayrıca
sosyal hizmetlerden de sorumlu olan “Sağlık ve Sosyal
Yardım Bakanlığı” kurulmuş ve bu Bakanlıkla birlikte
çocukların korunmasını amaçlayan hizmetler uygulanmaya
başlamıştır.
Büyük Millet Meclisi Ankara’daki Çocuk Yuvalarının
denetimini kurmuş olduğu “Sosyal Yardım Komisyonu”
aracılığıyla gerçekleştirmiştir.
Cumhuriyet ilan edildikten sonra, geçmişte kazanılan
teknik bilgilerin ışığında sosyal hizmetler laik cumhuriyetçi
bir anlayışla yeniden örgütlenmiştir.
1923 ile 1945 yılları arasında Medeni Kanun, Belediyeler
Kanunu,İş Kanunu ve Ceza Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Bütün bu kanunlarla, çocukların korunması konusu isteğe
bağlı ve dini kavramlardan ayrılarak bilimsel, akılcı
ve yasal yaklaşımlara bağlanmıştır.
Türkiye’de sosyal hizmetler özellikle 1945’den sonra
gelişmiştir.
1921 yılında Atatürk tarafından Çocuk Esirgeme Cemiyeti
kurulmuştur. Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
açılış günü olan 23 Nisanı Çocuk Bayramı olarak ilan
etmiş olup, bu ülke geleceğinin yapı taşları olan
çocuklara verilen önemin bir ifadesidir. Yaklaşık
seksen yıldır 23 Nisan Çocuk Bayramı olarak kutlanmıştır
ve 1979 tarihinden itibaren tüm dünya çocukları öğrenci
ailelerinin konukları olarak kutlamalara katılmaktadırlar.
1935 yılında Çocuk Esirgeme Cemiyeti’nin adı “Türkiye
Çocuk Esirgeme Kurumu” olarak değiştirilmiş ve kuruluş
resmi statü kazanmıştır. Bu kuruluş çocuklara gündüz
bakım merkezleri, çocuk yuları, hemşire okulları,
çocuk bakım ve tedavi klinikleri ile doğum koğuşları
temin etmekte, il ve ilçe düzeyinde bakım ve koruma
programları sunmaktadır.
Sosyal hizmetler alanında çalışacak
profesyonel personelin eğitimi 1959 yılında yürürlüğe
giren "Sosyal Hizmetler Kurumu Kanunu" sonucunda
önem kazanmıştır. 1961 yılında kurulan "Sosyal
Hizmetler Akademisi" 1982 yılına kadar Sağlık
ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı kalmış, bu tarihte
yeni Yüksek Öğretim Kanununun kabul edilmesiyle Hacettepe
Üniversitesi’ne bağlanmış ve adı “Sosyal Hizmetler
Yüksek Okulu” olarak değiştirilmiştir. Okul eğitim
programının amacı profesyonel sosyal hizmet görevlilerine
eğitim vermektir. Sosyal hizmetler eğitiminin çağdaş
eğitim sistemine dahil edilmesi sosyal hizmet politikası
ve planlaması konusunda önemli gelişmelere yol açmıştır.
24.5.1983 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu bu profesyonel yaklaşımın
iyi bir göstergesidir.
Birçok hukuki, idari ve mali yenilik getiren Kanunun
ayrıca sosyal hizmetlerin değişimlere ve gelişmelere
uygun olarak örgütlenmesini öngören bir “sosyal reform”
yönü de vardır.
2828 sayılı Kanun çerçevesinde, sosyal hizmetler korunmaya,
bakıma ve yardıma gereksinimi olan insanlara, çocuklara,
özürlülere, yaşlılara ve diğer insanlara yeni bir
biçimde sunulmaktadır.
2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
Kanunu ile uygulamaya konan yenilikler kısaca aşağıda
belirtildiği gibidir:
1.Daha önce çocukların korunmasının
planlanması ve denetimi görevlerinin uygulanmasından
sorumlu olan yerel makamlar bu görevlerini Genel Müdürlüğe
devretmişlerdir.
2.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu korunmaya
muhtaç çocukların belirlenmesinden ve incelenmesinden
sorumlu tutulmuştur. Böylece profesyonel sosyal hizmet
görevlileri aracılığıyla korunmaya muhtaç özürlü kişilerin
ve çocukların belirlenmesi için gerekli hukuki destek
sağlanmıştır.
3.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna muhtaç
kişilere “aile” ortamında mali ve/veya maddi sosyal
yardımda bulunma sorumluluğu ve yetkisi verilmiştir.
4.Sosyal hizmetlere sağlanan mali kaynaklar artmış
ve geçmişe göre daha tutarlı bir nitelik kazanmıştır.
5.Kapsamlı bir yönetmeliğin hazırlanması için Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne
tam yetki verilmiştir. Böylelikle sosyal hizmetler
toplumun değişen ve gelişen gereksinimlerine paralel
olarak örgütlenmektedir.
6.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel
Müdürlüğüne karşı doğrudan sorumlu olan İl Sosyal
Hizmetler Müdürlükleri aracılığıyla Genel Müdürlüğün
illerdeki faaliyetlerini ve durumunu iyileştirmek
mümkün olmuştur.
7.Başbakanın başkanlığında, ilgili her kuruluşun birer
temsilcisinden oluşan “Sosyal Hizmetler Danışma Kurulları”
kurulmuştur. Bu Kurullar sosyal hizmetler alanındaki
örgütsel sorunları ve eşgüdüm sorunlarını ulusal düzeyde
ele almaya başlamışlardır.
8.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel
Müdürlüğüne sosyal hizmetler alanında faaliyette bulunan
tüm resmi ve gönüllü örgütlerin kurulması için izin
verme ve bu örgütlerin faaliyetlerini denetleme yetkisi
verilmiştir. Gönüllü örgütlerden daha etkin hizmet
alabilmek için profesyonel rehberlik ve koordinasyon
sağlanmaktadır.
Ulusal düzenlemeler ve yapılar dışında Türkiye çocukların
korunması ve bakımı ile ilgili çeşitli uluslararası
anlaşmalara da taraftır.
Türkiye Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni
29-30 Eylül 1990 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel
Merkezi’nde düzenlenen Dünya Çocukları Zirvesi’nde
imzalamış ve 17, 29 ve 30uncu Maddeleri 1923 tarihli
Lozan Anlaşması’na ve Türk Anayasası’na uygun olarak
yorumlama hakkını saklı tutarak 9 Eylül 1994 tarihinde
onaylamıştır. 27 Ocak 1995 tarih, 22184 sayılı Resmi
Gazetemde yayınlanan 4058 sayılı Kanunla onaylanmış
olan bu Sözleşme şimdi ulusal hukuki bir belgedir.
|