ARŞİV
 
 

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına
Dair Sözleşme
Ulusal İlk Rapor
Türkiye-1999
Ankara

Önsöz

Türkiye:Profil

Giriş

1.Genel Uygulama Önlemleri

2.Çocuk Tanımı

3.Genel İlkeler

4.Medeni Hak Ve Özgürlükler

5.Aile Ortamı Ve Alternatif Bakım

6.Çocukların Temel Sağlık Ve Refahı

7.Eğitim, Boş Zaman Ve Kültürel Etkinlikler

8.Özel Koruma Önlemleri

 

Türkiye'nin Profili


1.Coğrafya
Doğunun batıyla ve kuzeyin güneyle buluştuğu üç kıtanın birleştiği noktada bulunan Türkiye aynı zamanda hem Avrupa hem de Balkan, Kafkas, Orta Doğu, Akdeniz ve Karadeniz ülkesidir.
774.815 kilometre kare yüzölçümüne sahip bir ülke olan Türkiye’nin topraklarının yüzde 97’si Asya kıtasında, geri kalan yüzde 3’ü ise Avrupa’dadır.

2.Tarih
1071 yılında Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu Yarımadasına yerleşen Selçuk Türkleri yaklaşık iki yüz yıl burada hüküm sürmüştür. On dördüncü yüzyılın başında Anadolu’da kurulmuş olan Osmanlı İmparatorluğu uzun süre çağının başlıca güçlerinden biri olmuştur. Bu İmparatorluğun çöküşünden sonra 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün başarılı reformlarıyla Türkiye modern bir devlet olarak doğmuştur. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan başlayarak her zaman barışçı bir politika izlemiştir. Tüm ülkelerle dostane ve karşılıklı çıkara dayalı ilişkiler sürdürülerek, bölgesel ve uluslararası işbirliği programları desteklenerek, uyuşmazlıkları barışçıl yollarla çözümlemeye çabalayarak, bölgesel ve uluslararası barışa katkıda bulunularak, istikrar ve refah Türk dış politikasını yönlendiren temel ilkeler olmuştur.
Türkiye aynı zamanda hem NATO hem de Avrupa Konseyi, OECD, OSCE, İslam konferansı Örgütü, Ekonomik İşbirliği Örgütü ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü üyesidir. Ayrıca tam üye olma amacıyla Avrupa Birliği ortak üyesidir.

3.İdari Yapı
Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
İdari yapısı güçlerin ayrılığı ilkesine göre yasama, yürütme ve yargı organlarından oluşmaktadır. Yasama yetkisi Türk ulusu adına (bundan böyle “Parlamento” olarak anılacak olan) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kullanılır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından ve yargı yetkisi bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır. Anayasa hükümleri yasama yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer tüm organları ve bireyleri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Parlamento her beş yılda bir genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur. Cumhurbaşkanı Parlamento tarafından seçilir. Başbakan Cumhurbaşkanı tarafından Parlamento üyeleri arasından atanır. Bakanlar Başbakan tarafından atanır ve Parlamento tarafından onaylanır.
Merkezi idare Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlardan oluşur.
Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Hiç bir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere veya hakimlere emir veya talimat veremez.
Yargıtay temyiz mahkemesi görevi yapar. Çocuk Mahkemeleri 1979 yılında kurulmuştur.

4.Ekonomik Yapı
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren çeşitli kalkınma stratejileri benimsemiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük ölçüde tarıma dayalı bir politika izlenmiştir. Ancak, sanayileşme alanında başarılı programlar Devlet ekonomik yaşama daha yoğun biçimde müdahale etmeye başladığında uygulanmıştır.
Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 1960 yılından sonra uygulanmaya başlamış ve birinci ekonomik kalkınma planı 1963 yılında yürürlüğe konmuştur. Bu nedenle ithal ikamesi politikası izlenmiştir. Uluslararası sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi ve kamu sektörünü yeniden yapılandırma hamlesi 1989 yılından itibaren uygulanan belli başlı ekonomik politikalardır.
Türkiye ithal ikamesine dayalı içe dönük bir ekonomiden hemen hemen tüm sektörlerde dünya ile bütünleşmiş dışa dönük bir ekonomiye kayda değer bir dönüşümü gerçekleştirmiştir. Bu çarpıcı dönüşüm sürecinde dış ticaret rejimi tümüyle yeniden gözden geçirilmiş ve basitleştirilmiştir. Dışalım kotaları tümüyle kaldırılmış ve dışalımı kısıtlanan mal listesi savaş gereçleri ve ilaçlarla sınırlandırılmıştır. Döviz kurlarının günlük olarak belirlenmesi ilkesi benimsenerek dışsatım teşvikleri yaygınlaştırılmıştır. Dış ticaret rejimindeki etkili değişikliklere paralel olarak finans sektöründe de esaslı reformlar başlatılmıştır.
Dış ticaret rejiminin serbestleştirilmesi Türkiye’nin esas olarak komşularıyla ticaret yapan tarımsal mal ihracatçısından esas olarak sanayi malları ihraç eden dünya çapında bir tüccara dönüşmesinde önemli bir rol oynamıştır.
1980 yılında 11 milyar Amerikan Doları olan ticaret hacmi 1996 yılında 68 milyar Amerikan Doları’na çıkmıştır.
Türkiye öncelikle sanayi malları üreten bir ülke haline gelmiştir.
Yeni dönemde ekonominin ortalama büyüme hızı da artmıştır. 1971-1980 döneminde ortalama GSMH büyüme hızı yılda yüzde 4 olmuştur. 1981-1990 döneminde yüzde 5.3’e yükselmiş ve 1991-1997 arasında yüzde 4.8 olmuştur.
Kişi başına milli gelir 1980 yılında 1200 USD iken 1997 yılında 3000 USD’ye yükselmiştir.
Yeni ekonomik program yüzde 3 reel GSMH büyüme oranı ile enflasyon oranında 1998 yılı sonuna kadar yüzde 50 oranında önemli bir düşüş hedeflemektedir.
Ülkenin değişik bölgelerinde gözlenen farklı kabiliyetler, özellikler ve sorunlar sektörel tercihlerin bölgesel analizlerle birlikte düşünüleceği yeni yaklaşımlar içeren modellerin planlanması ihtiyacını gündeme getirmiştir. Bu bağlamda Devlet daha az gelişmiş bölgelerde refah düzeyini yükselterek bölgelerarası farklılıkları azaltmayı amaçlamaktadır.

5.Demografik Yapı
Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmış, bunu 1935 yılında ikincisi izlemiştir. Bu tarihten sonra beş yıllık aralarla tekrarlanmıştır. 1927 yılında 13 milyon olan nüfus 1990’da 56,5 milyona ve 1997 yılında 62.5 milyona ulaşmıştır. Türkiye nüfus açısından Orta Doğuda birinci, Avrupa’da beşinci sıradadır ve dünyada ilk yirmi ülke arasındadır. Nüfus artış hızı 1990-97 döneminde yüzde 1.51 olmuştur.
1960lı yıllarda uygulanmaya başlayan nüfus politikası Sağlık Bakanlığını aile planlamasını teşvik etmekle görevlendirmiştir. Bu nedenle gebeliğin tonlandırılmasına izin verilmiş ve aile planlaması hizmetlerini anne ve çocuk bakımı hizmetleriyle birleştiren yeni bir yaklaşım uygulanmaya başlamıştır.
Hızlı nüfus büyüme oranı sonucunda Türkiye genç bir nüfusa sahip olmuştur ve nüfusunun üçte birinden fazlası 15 yaşın altındadır.
Ancak, oranın 1960 yılında binde 48.9’dan 1997’de binde 20.8’e düşmesiyle de kanıtlandığı gibi Türkiye’de doğum oranında genel bir gerileme vardır.
Türkiye’de ölüm oranında da bir gerileme gözlenmektedir. 1960 yılında binde 19.8 olan bu oran 1997 yılında binde 6.5’e düşmüştür. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından 1989 yılında yapılan Türkiye Demografik Araştırmasına göre, bebek ölüm oranı da gerilemiştir.
Hane halkı nüfusunun ortalama büyüklüğü 4.5 kişidir.
1996 yılı verilerine göre evlenme oranı yüzde 7.76’dır.İlk evlilikte ortalama yaş erkeklerde 25.8, kadınlarda 22.1’dir. Türkiye’de evliliklerin büyük bir bölümü (yüzde 84.92’si) hem resmi hem de dini nikahla gerçekleşmektedir. Yalnızca dini nikahla gerçekleşen evlilikler hukuken geçersiz olduğu için, idari ve adli önlemlerle resmi nikah teşvik edilmiştir.
Son 55 yıl içinde okur yazarlık oranı erkeklerde yaklaşık üç katı ve kadınlarda yedi katı artmıştır. Zorunlu ilköğretim bu sonuçta doğrudan etkili olmuştur. 1990 yılında okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 19.5’dir.
1945 ile 1950 arasındaki dönem kırsal alanlardan İstanbul,İzmir ve Adana gibi büyük ticari merkezlere ve kentlere ve başkent Ankara’ya ilk büyük akına tanık olmuştur.İkinci göç dalgası 1965 ile 1979 arasında yaşanmıştır. Bununla birlikte, 1975’den sonra uygulanan tarımsal sübvansiyon politikaları ve kentlerde daha fazla hissedilen yüksek enflasyonist eğilim bu hareketi yavaşlatmıştır.
1997 verilerine göre, yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının sayısı 1.3 milyondur; bunların bakmakla yükümlü oldukları kişiler dikkate alındığında bu sayı 3.4 milyona çıkmaktadır.

6.İşçi İşveren İlişkileri
1996 verilerine göre 22.2 milyon kişi olan toplam işgücünün yüzde 6.1’i işsizdir. Çoğunlukla kentsel alanlarda eğitim görmüş gruplar arasında işsizlik oranındaki artış erkekler arasında yüzde 27.0 ve kadınlar arasında yüzde 35.8 olmakla birlikte, bu rakam 1995 yılı rakamlarıyla karşılaştırıldığında, işsizlik oranının yüzde 6.9’dan yüzde 6.1’e düştüğünü göstermektedir.
Türkiye genelinde işgücüne katılım oranı yüzde 49.9’dur (erkeklerde yüzde 70.6 ve kadınlarda yüzde 29.4). Tarımsal işgücünün yüzde 58’i kadınların yüzde 72’sini oluşturduğu ailede ücretsiz çalışanlar grubundandır.
1994 yılında Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanmış olan Cinsiyet İstatistikleri Dizisi aile reisinin kadın olduğu ailelerin oranının yüzde 7.9 olduğuna işaret etmektedir. Bu oranlar kırsal kesimde yüzde 8 ve kentsel kesimde yüzde 7.9’dur.

Türkiye’de sosyal güvenlik planları çalışanları ve bakmakla yükümlü oldukları kişileri destekler. Kamu ve özel sosyal sigorta sistemleri son on yılda, işsiz olmalarına rağmen düzenli olarak prim ödeyenler için sosyal güvenlik programları uygulamaya başlamıştır. Bu sosyal sigorta sistemlerinden ev kadınları da yararlanabilmektedir.
Sosyal güvenlik hizmetleri işyerinin niteliğine bağlı olarak dört sosyal güvenlik kuruluşu tarafından temin edilmektedir: Emekli Sandığı (ES), Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Bağımsız Çalışanların Sosyal Sigorta Kuruluşu (Bağ-Kur) ve özel sigorta kuruluşları.
1996 yılı sonunda ES kapsamında 10.9 milyon kişi, SSK kapsamında 28 milyon kişi, Bağ-Kur kapsamında 13.7 milyon kişi ve özel sigorta kuruluşları kapsamında 308,000 kişi bulunmaktadır. Böylece, toplam nüfusun yüzde 83.6’sını oluşturan yaklaşık 52.6 milyon kişi sosyal güvence kapsamındadır.
Sosyal sigorta kapsamında olan çocuklar genellikle on sekiz yaşını bitirene kadar veya 18 yaşından büyük olduklarında eğitimlerini tamamlayana kadar desteklenmektedir. On sekiz yaşından büyük kızlar ise evlenene kadar sigorta kapsamında kalmaktadır. Evlenmemeleri durumunda yaşamları boyunca sosyal sigortadan yararlanabilmektedirler.
ES emeklilik, sakatlık ve ölüm halinde devlet memurlarını, diğer kamu çalışanlarını ve eşleriyle çocuklarını desteklemektedir. Emekli, dul ve yetimler yüzde 9.6, bakmakla yükümlü oldukları kişiler yüzde 72.3 oranındadır.
1986 yılında uygulanmaya başlayan bir hüküm erkek ve kadınların sırasıyla 60 ve 55 yaşlarında emekli olmalarına olanak sağlamıştır. Bunun yanı sıra, 27Şubat 1992 tarihinde kanunlaştırılan 3774 sayılı Kanunla yapılan değişiklik erkek ve kadınların sırasıyla 25 ve 20 yıl çalıştıktan sonra emekli olmalarına izin vermektedir.
Aktif olarak çalışanların yüzde 16.5’i, emekli, özürlü, dul ve yetimlerin yüzde 9.1’i ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin yüzde 69.7’si SSK güvencesi kapsamındadır.İsteğe bağlı sigortalılar ve tarım işçileri SSK güvencesi kapsamında olanların yaklaşık yüzde 4.6’sını oluşturmaktadır.
SSK güvencesi kapsamındaki bir işçi aşağıda belirtilen hallerde emekli aylığı almaya hak kazanmaktadır:
a.işçinin 55 veya 50 yaşını tamamlaması ve en az 5000 gün prim ödemesi,
b.yukarıdaki şartlara ek olarak, işçinin en az on beş yıl ve en az 3600 gün sigortalı olması, veya
c.yukarıda (a)’da belirtilen şartlara ek olarak işçinin 25 veya 20 yıl süreyle sigortalı olması ve en az 5000 gün süreyle sakatlık, yaşlılık ve ölüm riski sigorta primlerini ödemiş olması.
Bağımsız Çalışanlara ait Özel Sigorta Kuruluşu (Bağ-Kur) esnaf, küçük tüccar ve bağımsız çalışanlar ile eşlerine ve çocuklarına hastalık, yaşlılık, sakatlık ve ölüm rizikosu halinde sosyal sigorta sağlayan bir kurumdur. Bu bağlamda, sigortalıların yüzde 12.9’u aktif olarak çalışmaktadır, yüzde 8.1’i emekli, özürlü, dul ve yetimdir ve yüzde 72.6’sı bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerdir. Bu Kuruluşun sigortalıları açısından emekli maaşı için bir yaş sınırı yoktur. Sırasıyla 25 ve 20 yıl süreyle prim ödemiş her erkek ve kadın ile 15 yıl süreyle prim ödemiş 55 yaşından büyük her erkek ve 50 yaşından büyük her kadın başvuru halinde kısmi emeklilik maaşına hak kazanmaktadır.
Özel sigorta şirketlerinde ise güvence kapsamında olanların yüzde 23.1’i aktif çalışanlardan, yüzde 19.2’si emeklilerden, özürlülerden, dul ve yetimlerden ve yüzde 57.8’i bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerden oluşmaktadır.

7.İnsan Hakları
7.1.Genel Bilgi
Türkiye demokratik değerleri paylaşmakta olup, Birleşmiş Milletlerdin ve Avrupa Konseyi’nin temel uluslararası belgelerinin çoğuna taraftır.

7.2.Türk Politika Amaçları
Türk Hükümetinin Programı demokratik uygulamaların daha fazla geliştirilmesini, yönetimde şeffaflığın sağlanmasını, etkin adalet sisteminin gerçekleştirilmesini ve ifade özgürlüğünün daha fazla yaygınlaştırılmasını içermektedir.
Türk Hükümeti bu taahhütleri izlemede,
o14 Ağustos 1997 tarihinde kanunlaştırılmış olan, terörizm propagandası içeren makale yayınlamak nedeniyle hüküm giymiş editörlerin mahkumiyetlerinin ertelenmesine ilişkin kanunu parlamentoya sunmuştur;
o6 Ağustos 1997 tarihinde kanunlaştırılmış olan, cezaevlerinde reform yapılmasına ve yeni mali kaynakların kullanılmasına ilişkin bir başka yasayı parlamentoya sunmuştur;
o3 Aralık 1997 tarihinde, ilgili makamlarca dikkatle izlenecek olan ve yasaların uygulanmasında insan haklarına kesinlikle uymanın önemini belirten bir genelge yayınlamıştır;

Türk Ceza Kanununun yerini alacak yeni taslağı Ocak 1998’de Parlamentoya sunmuştur. Yeni taslakla 1984 yılından bu yana fiilen kaldırılmış olan ölüm cezası kaldırılmakta ve ifade özgürlüğünü yöneten hükümler yeniden yazılmaktadır;
Parlamento tarafından 21 Ocak 1998 tarihinde kanunlaştırılmış olan ve terör vahşetinin sonuçlarından zarar görmüş doğu ve güneydoğu illerinde özel teşvik ve istihdam yaratıcı önlemler uygulanmasına içeren kapsamlı bir kanunu sunmuştur;
Türk Ceza Kanununun 17, 159 ve 312nci Maddelerinde ve ifade özgürlüğünü yöneten Terörle Mücadele Kanununun 8inci Maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin bir başka tasarıyı Şubat 1998’de Parlamentoya sunmuştur;
Kamu görevlileri aleyhindeki cezai takibatları kolaylaştıran bir kanun tasarısını Parlamentoya sunmuştur.

7.3.Mevcut Durumla İlgili Düşünceler
Hükümet başkanlığını insan haklarından sorumlu Devlet Bakanının yaptığı bir İnsan Hakları Yüksek Koordinasyon Komitesi kurmuştur. Bu Yüksek Komite bazıları gerekli işlemlerin yapılması için Bakanlar Kuruluna sunulmuş olan, insan hakları ile ilgili başka yasal ve idari düzenlemelere ilişkin teklifler üzerinde çalışmaktadır.
Parlamentoya gönderilmiş olan değişikliklerden bazıları henüz yürürlüğe girmemiş olmakla birlikte,İnsan Hakları Yüksek Koordinasyon Komitesince yapılan yoğun çalışmalar, medyanın insan hakları ile ilgili konulardaki hassasiyeti ve çeşitli devlet kuruluşlarının insan hakları ile ilgili yoğun eğitim ve öğretim programları toplumun tüm kesimlerinde insan haklarına karşı duyarlılığı artırmıştır.
- Türkiye toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine yönelik en hırçın terör kampanyalarından biri ile mücadele ederken hak ve özgürlükleri daha fazla artırmak için her türlü çabayı gösteren az sayıda ülkeden biridir.
- Terör yalnızca uluslararası bir felaket değil, ancak aynı zamanda tüm dünyada masum çocuklar da dahil olmak üzere insanların temel haklarına, bir başka deyişle yaşama haklarına doğrudan bir saldırıdır. Terörün bastırılması uluslararası toplumun ortak çabasını gerektirir. Türkiye bu konuda BM’de önemli çabalarda bulunmaktadır.

 
 
 

 

 

GÜNDEMDEKİ PROJE

"Mustafa Demircioğlu Yaşam Okulu" Projesi

Derneğimizin MUSTAFA DEMİRCİOĞLU YAŞAM OKULU projesi, Çatalca Çakılköyünde Bulunan 27.000 metre kare arazi üzerinde 7.000 metre kare kullanım alanı olan...


 

 

KİTAP

Umut Çocukları
Derleyen: Müjde BİRDER

Umut çocuk ve gençlerinin kendi şiir ve resimlerinden oluşan kitabı okudunuz mu ? Bu kitabın bütün gelirleri Umut Çocukları Derneği’ne bırakılmıştır. D&R Satış Mağazalarında .

 

   

   

     
     

  Sokak Çocuğu Kimdir ?  

 

Sokakta Çalışan Ve Yaşayan Çocuklar Üzerine Araştırma

Umut Çocukları Yaz Kampı Deneyimleri

Sokakta Yaşayan Çocuklara Yönelik Koruyucu, Önleyici ve Rehabilite Edici Hizmet Modeli

 

 

Eğitim Hakkı Ve Okula Gidemeyen Çocuklar Sempozyumu Bildirisi

Yoksulluk Ve Sokak Çocuklar ( Yoksulluk Sempozyumu Bildirisi )

 
     

 

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Ulusal İlk Rapor Türkiye 1999 Ankara

Sokak Çocukları Sorunu Konusunda Alınabilecek Önlemler

 

 

B.M. Çocuk Hakları Sözleşmesi

 

 

Çocuk Koruma Kanunu

 

  Sık kullanılanlara ekle!


E-Posta : info@umutcocuklari.org.tr
Tel : +90 (212) 297 49 11 Fax : + 90 (212) 251 25 38
Adres : Kalyoncukulluk Cad.No:23 Kat:1 Tarlabaşı istanbul / TURKEY

 

Copyright © 2005 Umut Çocukları Derneği

 

Tasarım Ve Uygulama : www.pekel.name