Önsöz
Türkiye:Profil
Giriş
1.Genel
Uygulama Önlemleri
2.Çocuk Tanımı
3.Genel İlkeler
4.Medeni Hak Ve Özgürlükler
5.Aile Ortamı Ve Alternatif Bakım
6.Çocukların Temel Sağlık Ve Refahı
7.Eğitim, Boş Zaman Ve Kültürel Etkinlikler
8.Özel Koruma Önlemleri |
|
Önsöz
Çocuk , en kolay incinebilen, ekonomik
ve sosyal değişiklere karşı en savunmasız kitledir.
Tüm bu etkenlerin özellikle çocukların gelişen fizyolojik
ve psikolojik yapıları üzerine etkileri incelendiğinde,
ulusun en kolay zarar görebilecek olan kitlesini ve
ulusun geleceğini yeni çocuklarını koruyup koruyamadığı
anlaşılabilir. Çocukluk sürecinde sağlıklı, eğitilmiş,
üretebilen ve mutlu bir erişkin olabilmesine yönelik
başlangıçlar yapılır. Bu süreci bozacak sorun yetişkin
bireyi dolayısıyla toplumu yani geleceği etkiler
Atatürk, çocuklarla ilgili düşüncelerini;
“Araştırmalarım beni şu konuya ulaştırmıştır : Yaratıcılığın
varolmasında en büyük etken, çocukluk çağındaki çalışmalardır.
Eğer çocuk, daha küçük bir yaşta iken yaratıcı bir
çevre içinde yaşar, kendine göre oynama, deneme, yaratma
imkanı bulursa, onda yaratıcılık doğar. Zamanında
gelişir, sonradan da sosyal randımanlar verir. “ sözleriyle
açıklamıştır.
Atatürk bu öngörülen hareketleri; uluslararası düzeyde
“1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi” imzalamış,
I. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında savaştan etkilenen
ve korunmasız kalan çocuklara yönelik bugünkü Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu O’nun talimatları
ile kurulmuş önceliği yine çocuklara vermiştir. Ayrıca,
günümüzde uluslararası kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik
ve Çocuk Bayramını çocuklara armağan ederek çocuklara
verdiği değeri bir kez daha göstermiştir.
Uluslararası toplumun gündeminde Çocuk Hakları konusu
I. Dünya Savaşını izleyen yıllarda yer almıştır. 1920
yılında Milletlerarası Çocuklara Yardım Örgütü kurulmuş
1923 yılında Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi yayınlanmış
ve 1924 yılında resmen kabul edilmiştir. 1948 yılında
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yayınlanmış ve
kısmen Çocuk Haklarına yer verilmiştir. Ancak 20 Kasım
1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda
Çocuk Hakları Beyannamesi kabul edilerek Çocuk Haklarına
Dair Sözleşmenin alt yapısını oluşturmuştur.
Türkiye, 14 Eylül 1990 tarihinde Çocuk Haklarına Dair
Sözleşmeyi imzalamış, 09 Aralık 1994 tarihinde Anayasa
ve Lozan Antlaşmasına ters düşmesi gerekçesi ile 17.,
29. ve 30. maddelerine çekince koyarak Türkiye Büyük
Millet Meclisince onaylanmıştır.
27 Ocak 1995 tarih ve 22184 sayılı Resmi Gazete’ de
yayımlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk kurallarına
dönüşen Sözleşme’ nin uygulanmasına ilişkin gelişmelerin
tek elden izlenmesi, Ülkemizin BM Çocuk Hakları Komitesi
ve Çocuk Hakları Konferansında temsil edilmesi ve
ülke raporlarının hazırlanması ve sunulmasıyla sorumlu
“koordinatör kuruluş” olarak Başbakanlığı 11 Ocak
1995 tarihli talimatıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü görevlendirilmiştir.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, “Koordinatör
Kuruluş” olarak; Çocuk Hakları Sözleşmesinin 44.maddesi
uyarınca; çeşitli kamu kuruluşları, hükümet dışı kuruluşlar,
üniversite temsilcileri, sivil toplum örgütü temsilcilerinin
katılımı ile yaklaşık 200 kişilik özel ihtisas komisyonlarınca
gerçekleştirilmiştir.
06.03.1996 tarihinde çalışmalarına başlayan özel ihtisas
komisyonları dört ana başlık altında toplanmıştır.
-Yasal-Yönetsel Yapılanma Komisyonu
-Eğitim ve Tanıtım Komisyonu
-Veri Geliştirme Komisyonu
-İzleme Komisyonu
Taslak raporlar Komisyonlar tarafından hazırlanmış
ve yazım kurulu tarafından son haline getirilerek
04 Kasım 1997 ‘de Dışişleri Bakanlığına teslim edilmiştir.
Ancak veri güncelleştirmesi ve nihai görüşlerin alınabilmesi
amacıyla rapor üzerinde SHÇEK Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde
yeniden çalışılmış ve 14.05.1999 tarihinde BM Çocuk
Hakları Komitesine sunulmak üzere Dışişleri Bakanlığına
gönderilmiş ve 15.06.1999 tarihinde Rapor Cenevre’ye
gönderilmiştir.
|